Saygı değer okuyucularım.
Evet, Allah’la aramız nasıl?
İnsanlarla, iş arkadaşlarıyla, iş sahip “eri veya amirlerle iyi olma gayreti kadar, Allah ile de aramızın iyi olması gayreti ne kadar?
Allah “bana inanın” dedi. İnananlardan biri olarak, Ona ne kadar inanılıyor? Gayret ve çalışmalar zaman zaman Onu ikinci plana itiyor mu? Zevk ve eğlence Onu unutturabiliyor mu?
İbadet edilmesini; namaz, oruç gibi ibadetleri kadın-erkek, fakir zengin yapıla biliniyor mu?
Ahlaki konular ne kadar önemsenebiliyor?
Haramlardan ne kadar kaçılıyor?
Müslümanlar açısından bunlar son derece önemlidir. Hayati öneme haizdir. Kendi istek ve arzusu ile, dünya ve dünya ötesi mutluğu elde etmek için kabul edilen İslamiyet te Allah bunları emrediyor. Ha, Müslüman değilse bunların öncelikli olarak bir değeri yok zaten.
Bizi yaratan ve yaşatan Yüce Rabbimiz Maide suresinin 90. ayetinde;” içki, kumar, fal okları” nı şeytanın kullandığı araçlar olduğunu bildirmektedir. 91.ayetinde de;” içki, kumar yoluyla d aranıza düşmanlık ve kin sokarak sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister.” Diyor.
Bunlardan uzak durula biliniyor mu? Yoksa irade dâhilinde yapıldığı halde, suç şeytana mı atılıyor? Eğer öyle değil ise hali perişanımıza durup değerlendirmeliyiz.
Gidişat üzücüdür. Bunları normal görmek daha üzücüdür. Başkalarına bakıp ta; çağdaşlık, modernlik, aydınlanmacılık yaftaları adı altında hareket etmek Allah ile aranın bozulmasına sebep olur. Suçu şeytana veya başkalarına atmanın hiç mi hiç anlamı yoy.
Meryem suresi 59. ayet şöyle: “ Sonra bunların ardından artık namazı kılmayan ve nefsani arzularına uyan bir nesil geldi. Bunlar elbette azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.”
Ne dünyada ne de ahirette üzüntü yaşamamak için, Allah ile ilişkiler sıcak tutulmalı. Allah ile ara düzeltilmeli.
Allah’ın sevgisinden düşmeme arzusu ile,
Sağlıcakla kalın.