Saygıdeğer okuyucularım,
Peygamberimiz (S.A.V)’ in hadis-i şerifinde belirttiği üzere: “Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtulma” olan Ramazan Ayımızı artık uğurluyoruz. Bu ay boyunca, yoğun bir ibadet programımız oldu. Gündüzleri oruçlu ve fakirlerin öksüzlerin görüp gözetilmesi, geceleri namazlı, boş kaldıkça dilimizde Allah’ ın, Peygamberimizin ve Sahabe başta olmak üzere İslam’ a hizmet eden büyüklerimizin adını anarak tesbih ve zikirle dopdolu anlar yaşandı.
Bunun için Yüce Allah’ ımız şöyle buyuruyor: “Oruçlunun sevabı bana aittir”. Ayrıca; oruç tutanların cennete yalnız onlara ait olan “Reyyan” kapısından gireceklerini bildiriyor. Bu üstün değerli müjdeleri elde etmek en önemlisi Allah’ ın emrini yerine getirmek için mü’minlerin bir kısmı oruç tuttu. Allah’ ın emirlerini yerine getirmelerinin sonuçlarından birini Bayram olarak kutlayacağız. Bu bayram Allah’ ın emrini yerine getirmenin sevincidir. Esas sevinç İnşallah Reyyan Kapısından girildiğinde yaşanacak.
Bu arada şunu söylemeden geçemeyeceğim. Müslüman olduğu halde, bazı insanlar dükkan önlerinde, çarşıda pazarda, yiyip içmeyi çekinmeden yapabildiler. Bu Müslüman bir ülkede yaşayan Müslümanların gösterdiği kötü örneklerden biriydi. İnsan, Müslüman olarak hem kendini hem de dinini temsil eder. Bundan dolayı bu çok kötü bir tercih idi. Daha kötüsü, çocuklara ve gençlere kötü bir ornek, Müslümana yakışmayan uygun olmayan bir davranış biçimi. İşin en acı tarafı ie çarşıda pazarda gezerken yada dükkan önünde otururken, yanında elinden tuttuğu evladı olduğu halde sigarasını içerek yada gıda maddesini yiyerek gezen insanların durumu idi.
Şunu kendi kendimize sormayalım mı? Oruç tutmayanlar, namaz kılmayanlar, bu halleriyle ne kazandılar? Oruç tutanlar, namaz kılanlar ne kaybettiler? Sonuçtan kim mutlu kim mutsuz? Kim kendisini bildikleri ve inancı doğrultusunda kötü temsil etti? Kim kendisini bildikleri ve inancı doğrultusunda iyi temsil etti?
Bayramda bütün bayramlarda olduğu gibi sevineceğiz, evlerde mahallede, hülasa gidilebilecek her yerde bayram sevincinin mutluluğunu yaşayacağız. Bunu yaşarken yaşatmayı da unutmayalım. Bayramda mutlaka aile büyüklerini, komşularımızı, dostlarımızı ziyaret edelim. Gitme imkanı olmadığı durumlarda hiç olmazsa telefonla arayalım. Gönüllerini alırken dualarını da alalım.
Nasıl Ramazan ayında ferdi hayatımız sosyal hayatımız ile bütünleşerek devam ettiyse ve bunu sevap kazanma düşüncesiyle yaptıysak; bayramdan sonraki aylarda da aynı yaşama biçimini sürdürelim. Ramazan aynında elde ettiğimiz güzellikleri ramazan aynıdan sonra kaybetmeyelim. Hayatımızın bayram gibi mesut ve huzurlu olması temennisiyle;
Sağlıcakla Kalın.