Kudema (Eskiler) bir işe başlarken niyet ederdi ve a’mâlini (emellerini) niyetlerine göre belirdi. Bu yaklaşım sadece dini bir yaklaşım değil (İnnemel-a'mâlü bin-niyyât) aynı zamanda bir hayat felsefesiydi. O yüzden bir işe başlamak demek bir işi bitirmenin de garantisiydi. Bu yazı da aslında bir işe başlamadan önce söze başlamanın bir vesilesiydi.

Osmanlı İmparatorluğu (Devlet-i ‘Aliyye) döneminde kullanılan Osmanlı Türkçesinde (galat-ı meşhur Osmanlıca değil) bast-ı kelâm veya bast-ı makâl diye bir tamlama vardı. Bast kelimesi Arapça’da “yayma, döşeme, serme, açma” demektir. Kelâm veya makâl ise birbirine yakın anlamda olup “söz, lakırdı, söyleyiş” demektir. Bast-ı kelâm veya bast-ı makâl ise söz açmak, lafa başlamak demektir. Kitapların dîbâcesinde (başlangıcında) bu ifâde-i meram olarak geçer. Yani kitap yazılmadan önce meramını ifade etmektir, halini anlatmaktır. Aynı zamanda temennâdır yani öne doğru eğildikten sonra doğrulurken eli başa götürerek verilen bir tür selâmlamadır. Durum önemli şairlerimizden Üsküdarlı Hakkı Bey’in “Yaraşır eyler isem ben de berâ-yı tahdîs / Vasf-ı mâhiyyet-i tab’ımda biraz bast-ı makāl” beytindeki gibidir. Sadeleştirirsem “Eğer uygun olursa ben de anlatmak için, yaradılışımın/karakterimin özelliği hakkında biraz söz açayım” demektir. Bu yüzden okumakta olduğunuz bu yazı söze başlamak için bir tür selam kelâm etmektir. Derkanar olursa veya satır arası uygun düşerse selâm kelam etmek de hem selamlaşmak hem söze başlamaktır. Çünkü "Selam kelam", Türk-İslam kültüründe bir işe veya sohbete başlamadan önce selamlaşmanın (selam), konuşmadan (kelam) önce gelmesi gerektiğini vurgulayan nezaket ve adab (adap) ifadesidir.

Adım Hilmi Anaç. 8 Eylül 1983’te Aydın’da doğdum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Aydın’da tamamladım. Sırasıyla ilk üç sınıfı Hürriyet İlkokulu’nda ve dördüncü ile beşinci sınıfı ise Vali Ünal Özgödek İlköğretim Okulu’nda okudum. Ortaokul eğitimini Cumhuriyet Lisesi’nin Ortaokul bölümünden aldım. Liseyi ise kentin en eski liselerinden olan Aydın Lisesi’nde okudum. 2005 yılında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tarih Bölümü’nde okumaya hak kazandım. 2009 yılında Fen-Edebiyat Fakültesi birincisi ve aynı zamanda Adnan Menderes Üniversitesi’ni “Onur Öğrencisi” olarak bitirdim. “Geçmişten Günümüze İncir ve İncir Kültürü” adlı bitirme tezini yazdım. 2011’de Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı’nda “Bir İhtilâl Bir Devrim: 27 Mayıs’ın Aydın’daki Yankıları” tezi ile yüksek lisansını tamamladım. Bir dönem Aydın Eski Eserleri Sevenler Derneği Başkanı, Hocam Havva Çetinkaya Çetintürk ve yönetimi tarafından çıkarılan “Aydın Aydın Tarih ve Kültür Dergisi” yayın kurulunda da bulundum. 2012 yılında Aydın Ticaret Odası Kültür Yayınları arasından “Geçmişten Günümüze İncir” adlı bir kitabım prestij yayın olarak çıktı. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Tarih Programı’ndan “Osmanlı İmparatorluğu, Vak’anüvis ve Toplumsal Cinsiyet: Târîh-i Nâ’ima ve Târih-i Cevdet” başlıklı doktora teziyle 2016’da mezun oldum. Ulusal ve yerel düzeyde bazı panellere, konferanslara, sempozyumlara ve televizyon programlarına konuşmacı olarak da katıldım. Şu an Aydın Ticaret Odası’yla birlikte Aydın ticarî hayatına destek verecek bir tarih ve kültür projesini yürütmekteyim. Çalışmalarıma üniversite dışında bağımsız araştırmacı olarak devam etmekteyim.

Yazılarıma bundan sonraki süreçte Efeler Haber ailesi içerisinde devam edeceğim. Efeler Haber yönetim kuruluna ve yayın kuruluna teşekkür ederim. Belli zamanlarda hem bilinmesi gereken genel tarih ve kültür yazılarıyla hem de özelde Aydın tarihi ve kültürü yazılarıyla bu sayfadan sizlerle buluşacağım. Özellikle yaşadığımız şehre karşı sorumluluklarımız olduğunu düşünüyorum. O yüzden Aydın tarihi ve kültürüyle yazılara ağırlık vermeyi düşünüyorum. Bundan sonraki yazılarımızda çeşitli tarih, kültür ve dil konularıyla karşınızda olacağım. İşte bu yüzden bu yazımda önce selâm sonra kelâmla başlamak istedim. Şimdiden sürç-i lisan ettiysek affola …