Türk topluluklarının batıya, güneye ve kuzeye doğru hareketleri; yalnızca göçleri değil, aynı zamanda siyasi hâkimiyet, kültürel etkileşim ve dil yayılımı süreçlerini de temsil etmektedir. Türklerin yayılışı tek yönlü ve homojen bir nüfus hareketi değil; yerel halklarla karışma, kültürel dönüşüm ve zamanla gerçekleşen Türkleşme süreçlerinin birleşiminden oluşmuştur. O yüzden hem farklı dinlere inanmışlar hem de farklı alfabeleri kullanmışlardır. Bu durum Türk dünyasının tarihsel süreçte tek bir bölgede sınırlı kalmadığını; Avrupa’dan Sibirya’ya, Orta Doğu’dan Çin sınırlarına kadar uzanan büyük bir etki alanı oluşturmuştur. Öncesi olmakla beraber (Hunlar ve Avarlar), özellikle Selçuklu hareketleriyle Anadolu’nun Türkleşmesi, kuzeyde Yakutların Sibirya’ya yayılması ve Orta Asya’daki Türk hanlıklarının oluşumu, Türk tarihinin farklı kollardan gelişen dinamik yapısını ortaya koymaktadır. Türk topluluklarının yalnızca göç eden kavimler değil, aynı zamanda gittikleri bölgelerde kalıcı siyasi ve kültürel izler bırakan tarihsel aktörler olmuşlardır.

Orhun Abidelerinden Kültigin/Költigin yazıtlarının kuzey yönündeki onuncu satırda (K10) damgalarla/tamgalar şu şekilde yazmaktadır:

1U

Öd Tengri Yaşar. Kisioglı Kop Ölgeli Törümiş.

(Zamanı Tanrı aşar. İnsan Oğlu Hep Ölmek İçin Türemiş.)

Şemseddin Sami ise Orhun Abilerini yazdığı eserinde bu veciz sözü şu şekilde yazmıştır:

Whatsapp Image 2026 05 13 At 12.27.32

Zamanı Allah (sema) Tanzim Eder.

Ben-i Âdem Hep Ölmek Üzere Yaratılmıştır.

Şikârî, Karamanoğulları Beyliği'nin kuruluşundan Osmanlı Devleti'nin varlığını nihayete erdirmesine kadarki süreci anlattığı Karamannâme adlı eserinde şu şekilde yazmıştır [5a]:

3U

Cihândır Buna Gelenler Geçdi Kim Kaldı

Ne İskender Ne Karûn Ne Cem Kaldı

Ortodoks bir Hristiyan tarafından Grek (Yunan) alfabesiyle yazılan Türkçe okunan ve İbrahim Edhem Hazretlerinden bahseden Karamanlıca/Karamanlıdika (Karaman Türkçesi) bir dörtlük şu şekildedir:

4U

Dünya Bir Kimseye Vermez Malını

Ne Devletin İster Ne İkbalini

İBRAHİM EDHEM'in Takın Halini

Değişdir Atlası Köhne Abaya.

5U

Yusuf Has Hacib Kutadgu Bilig’de Besmele-i Şerif altına şu şekilde yazmıştır:

Bismillahirrahmanirrahim

(Bayat Atı Birle Sözüg Başladım)

(Törütgen, İgidgen, Keçürgen idim.)

Allah'ın adı ile söze başladım

Yaradan, Besleyen, Bağışlayan Rabbim

Ermeni Harfli Türkçe olarak yazılmış türküleriyle beraber Türkî lisanından tercüme olunarak 1875'te Stambol (İstanbul)’da tabh (Tab') u temsil kılınmış Hikâye-i Köroğlu'nda iki dörtlük şu şekildedir:

6U

ALDI BENGLİ/BENLİ HANIM

Pencereye ne bakarsın

Kendin ateşe yakarsın

Şimdi duyarlar sesini

Atarlar zindane yatarsın

ALDI HASAN

Aşkııs ? (Aşkına) ben buraya geldim.

Elim vetanım terk itdim.

Yar aşkına ölsem n'olur

Ben aşkıyar ile geldim.

(HATIRLATMA: Bazı harflerin yanlış, eksik veya fazla olması matbaada harf dizerken hurufat dizilim hatasından kaynaklanır.)

7U

BU KİTAPCAAZI OKUYANLARA NASİHAT

İmdi Siz Okuyanlar Alasınız İbret

Atalar ve Evlatlar Annayasınız (Anlayasınız) İtaet ve Rağbet,

Hem Nasıl Olur Allaha İzzet

Hazreti Abraam/Avraam Horantasınca Edin Hareket

Bunu Okudukta Bulasınız Cana Menfaet

Okuyun Bunu Tap/Tab' Ettirenlere Birer Rahmet

Kiril Harfli Türkçe Kitap Örneği (Bulgaristan)

Hazreti Abraam'ın Ziyade Çok Cana Menfaatlı Kurban Hekayesi

Şimdi Tekrar Basmaya Verildi. Gayretinle Rağbetlu Hacı İoannikiya Hierodiyakonun (Dini Ünvan) Kazanlık Nahiyesinden Turia Köyünden

Asitanede (İstanbul'da) Patrikhanenin Basmahanesinde

1845

8U

Osmanlı Sarayı’nda müzik çalışmalarıyla Alberto Bobowski’nin (Ali Ufkî Bey) Karşılaştırmalı Latin ve Osmanlı Türkçesi Alfabe Tablosu (17. Yüzyıl) [1]

9U

Oryantalist Konstantin Von Ludolph’a ait olan ve 1135/1723’e tarihlenen bu üç dilli (Triglot yani Elsine-i Selase) el yazmasındaki şiirde bir kelimenin Arapça, Farsça ve Türkçe karşılıkları bir arada verilmiştir. Beyit ve mısralarda bulunan kelimelerin altındaki kırmızı mürekkeple koyduğu harfler şu anlamlara gelmektedir. Arapça (ع)Farsça (ف) Türkçe (ت).

10U

11U

“İLMİHAL, Yeni Yazı Öğretme Derneği Tarafından Tertib Edilmiştir. Yeni Yazı Öğretme Derneği 1331/1329=1910 Hicri ve Rumi Takvim Tarihi (Mühür) İstanbul'da Dağıldığı Yer Bab-ı Ali Caddesinde Çiftçi Kütüphanesidir. Tevsi-i Tabaat Matbaasında Tab' Olunmuşdur.”

Bazı kaynaklar bu ilmihal adlı çalımayı, Süryanî Harfli Türkçe örneği olarak verseler de bu bilgi kesinlikle yazlıştır. Enveriye, Hatt-ı Enver yani Enver Paşa'nın Hurûf-ı Munfasıla yazısı olarak da bilinir. Ordu ve bürokratlar arasında bir dönem kullanıldı. 1928’den Harf İnkılabından/Devriminden önceki Harf Devrimi teşebbüsüdür.

Türkler çok geniş bir coğrafyaya yayıldıkları için çeşitli kültürlerle tanışmışlar, kaynaşmışlar, farklı dinlere inanmışlar ve farklı alfabeler kullanmışlar. Hem başka kültürlerin etkisi altına girmişler hem de başka kültürleri etkilemişlerdir. Bu durum olumsuzluk gibi algılansa da aslında Türklerin çok geniş bir alana yayılmasında ve bu alanlarda tutunmasında etkili olmuştur. Cengiz Han (Yesugey’in Oğlu Temuçin)’ın Avrasya’yı içine alan kocaman devleti düşünülürse, Moğollar şu an kendi toprakları olan Moğolistan ve Çin’in kuzeyinde sıkışıp kaldılar. Üstelik nüfusları çok az ve Moğolca da dar bir alanda konuşulmaktadır. Neden? Çünkü diğer milletlerle kaynaşamadılar. Türkler ise Asya-Avrupa ve Afrika’da her milletle kaynaştılar. Hem başka milletlerden ve kültürlerden etkilendiler hem de başka milletleri ve kültürleri etkilediler. Şimdi ortak alfabelerini oluşturmaya çalışan Türk Dünyası'ndan bahsedilirken Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar geniş bir coğrafyadan söz edilmesi boşuna değildir. Çalışmalarımda tespit ettiğim ve okuyabildiğim Uygur alfabesi, İbranî Alfabesi, Süryani alfabesiyle yazılmış Türkçe örneklerini yazımın boyutunu düşünerek burada veremedim. Fakat örneklerini verdiğim üzere Türkler hangi dine inanırsa inansın hangi alfabeyi kullanırsa kullansın kullandığı kelimeler ve sözler hep aynı dildedir: TÜRKÇE. Sonuç olarak Karamanoğlu Mehmet Bey’in 13 Mayıs 1277 tarihli fermanındaki “Şimden gerü hiç kimesne kapuda ve dîvânda ve mecâlis ve seyrânda Türkî dilinden gayrı dil söylemeyeler” sözüne binaen 13 Mayıs Türk Dili Bayramı olarak kutlanmaktadır. Bu yüzden 13 Mayıs Türk Dili Bayramı Kutlu Olsun!