Uluslararası Çalışma Örgütü'nün verilerine göre dünya genelinde her yıl yaklaşık 2,8 milyon işçi, işle ilgili kazalar ve meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Küresel gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 4'ü iş kazaları ve kötü çalışma koşulları yüzünden buharlaşıp gidiyor. Bu tablo, sadece bir sağlık meselesi değil; aynı zamanda ekonomik, sosyal ve ahlaki bir sorun. Peki çözüm nerede?
Şirketlerin ve devletlerin son yıllarda giderek daha fazla başvurduğu yollardan biri, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri (İSG-YS) sertifikasyon programları. ISO 45001, OHSAS 18001 gibi uluslararası standartlardan yola çıkan bu sistemler, işyerlerinde planlama, uygulama, değerlendirme ve sürekli iyileştirmeyi öngörüyor. Ancak akla gelen soru şu: Bu sertifikalar gerçekten işe yarıyor mu, yoksa sadece duvara asılacak şık bir belge mi?

Robert A. Macpherson ve Christopher B. McLeod'un Journal of Safety Research dergisinin 97. sayısında (Şubat 2026, sayfa 1-8) yayımlanan "Does having a certified occupational health and safety management system lead to a greater injury rate reduction? An evaluation of the Certificate of Recognition program in Ontario, Canada" başlıklı makalesi, bu soruya Kanada'nın Ontario eyaletinden somut verilerle yanıt veriyor. British Columbia Üniversitesi İşyeri, Sağlık ve Güvenlik Ortaklığı bünyesinde çalışan iki araştırmacı, 2009-2020 yılları arasında Ontario'da uygulanan Certificate of Recognition (COR) programının kaza oranlarına etkisini mercek altına alıyor.
Titiz Bir Yöntem, Sağlam Bir Veri Seti
Araştırmacılar, Ontario İşyeri Güvenliği ve Sigorta Kurulu (WSIB) ile Altyapı Sağlık ve Güvenlik Derneği'nden (IHSA) aldıkları firma ve tazminat verilerini birleştirerek son derece titiz bir yöntem uygulamış. COR sertifikası almış 346 firma, benzer özelliklere sahip ancak sertifikasız 310 firma ile eşleştirilmiş. Böylece elma ile armudun karşılaştırılmaması sağlanmış.
Kullanılan "eşleştirmeli fark-içinde-fark" (matched difference-in-differences) yöntemi, sertifika alan ve almayan firmaların zaman içindeki performans değişimlerini karşılaştırarak sertifikanın gerçek etkisini ortaya koyuyor. 12 yıllık veri seti ve negatif binom regresyon modelleri, sonuçların hem istatistiksel gücünü hem de güvenilirliğini artırıyor. Araştırmanın bir diğer önemli özelliği, firmaları sadece sektör ve büyüklüğe göre değil, sertifika öncesi kaza oranlarına göre de eşleştirmesi. Böylece "zaten güvenli olan firmalar mı sertifika alıyor?" sorusu büyük ölçüde kontrol altına alınıyor.
ÇARPICI SONUÇLAR: SERTİFİKA İŞE YARIYOR, AMA HERKESE DEĞİL
Bulgular son derece düşündürücü. Sertifika alan firmalarda iş günü kayıplı yaralanma oranı yüzde 28 azalmış. Sırt, omuz ve kırık gibi ciddi sağlık ve maddi sonuçları olan "yüksek etkili" yaralanmalarda ise yüzde 20'lik bir düşüş gözlenmiş. Ancak iş günü kaybına yol açmayan hafif yaralanmalarda hiçbir anlamlı iyileşme tespit edilmemiş.
Ama işin asıl ilgi çekici yanı, bu etkinin her firmada aynı olmaması. Araştırma, sertifikanın kime, nerede ve ne zaman yaradığı konusunda çok net bir tablo çiziyor:
• Firma büyüklüğü belirleyici: 100'den fazla çalışanı olan büyük firmalarda iş günü kayıplı kazalar yüzde 32 azalırken, daha küçük firmalarda bu oran yüzde 24'te kalıyor.
• Sektör farkı dramatik: İnşaat sektöründe programın olumlu etkisi açıkça görülürken, inşaat dışı sektörlerde kayda değer bir iyileşme saptanmamış.
• Zaman içinde olgunlaşıyor: 2016-2019 döneminde sertifikalandırılan firmalar, daha önceki yıllarda sertifika alanlara kıyasla daha fazla fayda görmüş. Program olgunlaştıkça etkinliği de artmış.
TARTIŞMA: RAKAMLARIN ARDINDAKİ HİKÂYE
Bu sonuçlar, iş güvenliği politikalarını tartışırken akılda tutulması gereken pek çok ince noktaya işaret ediyor. İlk dikkat çekici bulgu, küçük işletmelerde programın neredeyse etkisiz kalması. Yazarlar bunu açıklarken uluslararası literatüre başvuruyor: Küçük firmalar genellikle kurucu/sahip tarafından kişisel ve resmi olmayan bir tarzda yönetiliyor, sınırlı pazar payına sahip, yüksek kaynak kısıtlarıyla ve dar kâr marjlarıyla çalışıyorlar. Kısa yaşam döngüleri ve ağır mali baskılar, bu firmaların karmaşık bir yönetim sistemini hayata geçirmelerini zorlaştırıyor.
Üstelik küçük işletmelerde işçi ve işveren çok daha yakın çalışıyor. Bu da aslında olumlu bir durum gibi görünse de, araştırmacılar önemli bir uyarıda bulunuyor: Küçük firmalarda yaralanmaların tazminat kurumlarına bildirilmeme ihtimali daha yüksek olabiliyor. Yani küçük firmalarda gerçekten daha mı az kaza oluyor, yoksa olanlar sadece kayıtlara mı geçmiyor? Bu, resmi istatistiklerin asla tam olarak yanıtlayamayacağı bir soru.
İnşaat sektöründeki başarı da birkaç boyutlu bir hikâye. Ontario'da COR sertifikası, kamu finansmanlı büyük inşaat projelerine teklif verebilmenin ön koşulu hâline gelmiş. Yani sertifikalı firmalar aynı zamanda daha güvenli, daha hesap verebilir ve daha iyi denetlenen projelerde çalışma şansı buluyor. Bu durum, sertifikanın "saf" etkisini ölçmeyi güçleştiriyor. Araştırmacıların da dürüstçe itiraf ettiği gibi, inşaat sektöründeki bu belirgin iyileşmenin bir kısmı, sertifikanın kendisinden değil, sertifikanın açtığı kaliteli proje kapısından kaynaklanıyor olabilir. Akademik dilde buna "ölçülemeyen seçilim yanlılığı" deniyor.
Bir başka dikkat çekici karşılaştırma, aynı ekibin daha önce Kanada'nın Alberta eyaletinde yaptığı benzer çalışmayla yapılıyor. Alberta'da COR programı 1992'den beri uygulanıyor; Ontario'da ise henüz 2012'den beri. Buna rağmen Ontario'daki etki, Alberta'dakinden daha büyük. Yazarlara göre bunun birkaç nedeni var: Ontario'daki denetim aracı daha kapsamlı (19 bileşen, yüzde 65 geçme barajı), tüm temel ve yeniden sertifikasyon denetimleri dış denetçi gerektiriyor ve Ontario'daki firmalar daha büyük ölçekli. Alberta'da ise şirketler, tazminat primlerinde yüzde 20'ye varan indirimle parasal olarak teşvik ediliyor; Ontario'da çalışmanın kapsadığı dönemde böyle doğrudan bir mali teşvik yoktu. İlginç bir sonuç: Parasal teşvik olmadan da güvenlik iyileşebiliyor.
Hafif yaralanmalarda etki gözlenmemesi de ayrıca düşündürücü. Literatürdeki benzer çalışmalar (İspanya, ABD) da sertifikasyonun ağır yaralanmalarda daha belirgin sonuçlar verdiğini gösteriyor. Bu durum iki şekilde yorumlanabilir: Ya sertifikasyon sistemleri öncelikle yüksek riskli durumlara odaklanıyor ve küçük kazaları önlemede daha zayıf kalıyor; ya da küçük kazalar zaten doğal bir iş akışının parçası olarak kabul edilip raporlanıyor, bu yüzden istatistiklerde belirgin bir düşüş görülmüyor.
Çalışmanın sınırlılıkları da açıkça ifade edilmiş. İşçi tazminat verileri tüm iş kazalarını yansıtmıyor; koronerler ve hastane kayıtları ek vakaları içeriyor olabilir. Tam Zamanlı Eşdeğer (FTE) çalışan hesaplamaları da mükemmel değil. Ayrıca ISO 45001 gibi alternatif sertifikasyon programları bu çalışmada kontrol edilememiş. Ancak yazarlar, bu sınırlılıkların bulguları zayıflatmak yerine daha çok sertifikanın gerçek etkisini olduğundan küçük göstermiş olabileceğini vurguluyor.
SONUÇ: GÜVENLİK BELGE İŞİ DEĞİL, SİSTEM İŞİDİR
Ontario deneyimi, sadece Kanada için değil, iş sağlığı ve güvenliği politikalarını tartıştığımız her coğrafya için önemli dersler içeriyor. Türkiye gibi inşaat sektörünün ekonomik ağırlığının büyük olduğu, iş kazalarının gündemden düşmediği ülkeler için bu dersler özellikle kıymetli.
Macpherson ve McLeod'un çalışmasından üç temel mesaj çıkarılabilir. Birincisi, iyi tasarlanmış ve dış denetime açık sertifikasyon sistemleri, özellikle inşaat gibi yüksek riskli sektörlerde ve büyük ölçekli firmalarda ölçülebilir biçimde can kurtarıyor. Yüzde 28'lik bir azalma, istatistiksel bir sayıdan ibaret değil; bu, binlerce işçinin eve sağlam dönmesi anlamına geliyor.
İkincisi, "herkese tek beden uyar" yaklaşımı çalışmıyor. Küçük işletmelerin gerçekliği büyük kurumsal firmalardan radikal biçimde farklı. Kanada'nın resmi istatistiklerine göre Ontario'daki inşaat firmalarının yüzde 97'si 20'den az çalışana, yüzde 86'sı ise 5'ten az çalışana sahip. Yani mevcut sertifikasyon sistemlerinden en az fayda gören grup, aslında sektörün büyük çoğunluğunu oluşturuyor. Bu, hem Kanada hem de dünya için ciddi bir politika boşluğu. Sertifika sistemlerinin etkili olması için, küçük işletmelerin kaynak kısıtları, yönetim yapıları ve operasyonel gerçeklikleri göz önüne alınarak uyarlanmış, basitleştirilmiş ve mali olarak desteklenmiş alternatiflerin geliştirilmesi gerekiyor.
Üçüncüsü, sertifikasyon programlarının etkisi uzun vadeli bir yatırım. Program olgunlaştıkça, denetim araçları iyileştikçe, firmalar sistem kültürünü içselleştirdikçe sonuçlar daha belirgin hale geliyor. Kısa vadeli siyasi beklentilerle tasarlanan, yüzeysel denetimlerle yürütülen programların kalıcı bir etki yaratması beklenmemeli.
Bizim coğrafyamızda iş güvenliği denildiğinde ne yazık ki hâlâ çoğu zaman "kâğıt üzerinde" bir mesele olarak görülüyor. Belgeler düzenleniyor, denetimler geçiştiriliyor ve asıl sistem çoğu kez kurulmuyor. Kanada örneği, sertifikasyonun ancak gerçek bir yönetim sisteminin parçası olduğunda işe yaradığını, aksi takdirde sadece bürokratik bir yük olarak kaldığını gösteriyor. Dış denetim, sürekli iyileştirme, objektif ölçüm araçları ve uzun soluklu takip olmadan, en şatafatlı sertifika bile bir işe yaramıyor.
Belki de bu araştırmanın en kıymetli mesajı şu: Bir işçinin yaşamını, sağlığını ve onurunu koruyan şey, duvara asılmış bir belge değil; o belgenin arkasındaki kurumsal irade, sistemli düşünme ve sürekli iyileştirme kültürüdür. Sertifikalar, bu kültürün dışa vurumu olduğunda anlamlıdır. Aksi takdirde, sadece dosya kabarıklığıdır.
2,8 milyon rakamı soğuk bir istatistik gibi duruyor. Ama her biri, sabah işe gittikten sonra eve dönemeyen bir insan. Bir eş, bir baba, bir anne, bir evlat. Onların anısına yapılabilecek en anlamlı şey, bu rakamı küçültmek için elimizdeki bilimsel kanıtlara kulak vermek. Ontario'dan gelen bu çalışma, dinlenmesi gereken böyle bir ses.
Kaynak:
Macpherson, R. A., & McLeod, C. B. (2026). Does having a certified occupational health and safety management system lead to a greater injury rate reduction? An evaluation of the Certificate of Recognition program in Ontario, Canada. Journal of Safety Research, 97, 1-8. https://doi.org/10.1016/j.jsr.2026.01.017