Değerli okurlarım.
Geçtiğimiz ayın 30’unda İlimizde gazeteci olduğunu ısrarla iddia eden ama;
* Basın Ahlak Kuralları ile hiçbir şekilde ilişki kuramamış,
* ⁠Saygı kelimesinin anlamını hiç öğrenememiş,
* ⁠İnsan hak ve hukukundan bihaber,
* ⁠Düşünce yapısında “hak ve hukuk” diye bir kavram bulunmayan,
* ⁠İnsanların G gününde hesaba çekileceğini şimdiye kadar hiç duymadığı ve öğrenmediği anlaşılan,
* ⁠Yazdıkları ile inanç sistemini ifşa eden,
* ⁠Yazıları ve eleştirileri ile kimlere hizmet ettiği bilinen,
* ⁠Kalemini hangi amaçla kullandığı kendi camiasında bile fark edilen,
* ⁠Yazdıkları ile yukarıda bahsi geçen G gününde altından kalkamayacağını hiç hesaba katmayan,
* ⁠Hiçbir yazısında bu ülkenin insanlarının, inancından, kültüründen, geçmişinden ve geleceğinden bahsedemeyen,
* ⁠Bu büyük ve necip milletin tarihi ile hiçbir bağ kurucu yazı yazamayan,

Ama kendisini gazetecilerin şahı gören, benim araştırmalarıma göre ise toplumda “TOZ” kadar bile bir değeri olmayan bir kişiliğin sahibi zat, benim ismimi kendince karalamaya çalışarak dar çerçeveli zihniyle kendini ve hizmetine girdiği kişiyi parlatmaya çalışıyor.

Bu duruma hiç kimse düşmemelidir.
Hakkımda yazdığı ve hiçbir doğrusu olmayan bu makaleyi aynı zamanda “kıskançlık krizi” nin dışa vurumu olarak değerlendiriyorum.

Yazdıklarının içerisinde açıklığa kavuşturmam gereken iki önemli husus var.

Bir tanesi Mehmet Erdem Beyin İl Başkanı olarak atanması çalışmasıdır.

Sayın Erdem’in İl Başkanı olması için yaptığım girişim bir “istişare”sonucudur.
Bunlardan bir tanesi;
* Beni ısrarla tazyik ederek konu üzerine eğilmemi isteyen ve Sayın C.Başkanımız ile konuşmam gerektiğini, bu konuda Aydın için Aydınlılar için, Ak Parti için sorumluluğumun bulunduğunu ve “vebal” altında olduğumu da sık sık hatırlatarak teşvik eden 2018’den beri aktif siyaset yapan bir bayan arkadaşımızdır.
* ⁠İstişare ettiğim diğer kişi de; Aydın’da büyük bir kamu kurumunda birçok önemli görevler üstlenmiş, yine gençleri yakından ilgilendiren bir STÖ’de Başkanlık yapmış, uzun zamandır da siyasetin içinde olan, toplumda sevgi ve saygı gören bir arkadaşımızdır.
* ⁠Üçüncüsü ise; başta TBMM Başkanı olmak üzere, Ak Parti’nin çeşitli kademelerindeki kişilere göndermek için yazdığım yazıyı, ulusal basında makaleler yazan, TV tartışmalarında sık sık yer alan ve 22.dönem MV. arkadaşım olan kişiye göndererek fikrini aldım.
Bu istişarelerden sonra Sayın C.Başkanımızı aradım. Açmadı.
Ama takriben 45 dakika sonra Sayın C.Başkanımız dönüş yapınca kendisine görüşlerimi ilettim. Bu arada Aydın’a gelen koordinatörlerin görüşmelerini sert bir biçimde eleştirerek, beni 40 yıla yakındır tanıyorsunuz, ahlakımı, karakterimi ve düşünce yapımı biliyorsunuz diyerek kendisine onun da yakından tanıdığı isim olan Mehmet Erdem’i arz ve teklif ettim.

Sayın C.Başkanımız koordinatörlerle ilgili yaptığım eleştirinin ağır olduğunu ifade edince, ben de; “üzerimdeki vebalden kurtulmak istediğimi ifade ettim.”

Bu görüşmeden sonra Ankara’ya çağrılan adaylar, yukarıdan gelen bir talimatla seyahatleri iptal edildi.

Bu arada Mehmet Erdem’in atanmasını istemeyen Aydın’ı temsil eden üst düzey siyasetçi
MV, Mehmet Erdem’e rakip olarak önceki İl Başkanı haricinde iki ismin daha İstanbul’a gitmesini sağladı.

Bu isimler;
M.Umut Tuncer ile Mehmet Arkun’du.

Üst düzey siyasetçi MV.
Sayın C.Başkanımızın İhracatçılar Meclisinde yaptığı konuşmadan sonra, İl Başkanlığına M.Erdem’in yerine getirmek istediği Prof. için on dakika dil döktü ama Sayın Genel Başkanı ikna edemedi.

Bunlar Sayın C.Başkanımızı tanımıyorlar. Tayyip Bey ikna olduğu ve karar verdiği konuda fikrini ve zikrini değiştirmez.

Özlem Çerçioğlu hanımefendinin Ak Parti’ye geçiş sürecine gelince;

Sayın Çerçioğlu siyasi kararını verince basın danışmanına beni tanıyıp tanımadığını sormuş.
O da tanıdığını söyleyince;
Sayın Çerçioğlu “Ben Ahmet Abi ile yol yürürüm” demesi üzerine Aydın’da mukim fiili siyaset yapan arkadaşımızın evine davet edildim.
Tarih: 30 Temmuz 2025
Saat: 13:00 - 16:00 arası

Bu toplantıda ben, eşim, ev sahibi arkadaşımız ve kocasının da huzurunda basın danışmanı konuyu tarafıma iletti.

Basın danışmanı toplantı süresi içerisinde Sayın Çerçioğlu ile defalarca görüştü.

Bu arada ben de görüştüm. Bu konudan kimsenin haberdar olmaması için Sayın Çerçioğlu ile sözleştik.

Hatta Sayın Çerçioğlu telefonda “Konuyu namusuna emanet ediyorum” diye bir ifade de kullandı.

Toplantı aynı zamanda istişare mahiyetini de taşıyordu.

Bu görüşmeler üzerine konuyu Genel Başkan V. Mustafa Elitaş’a ilettim.

Sayın Elitaş Kayseri’de olduğunu ifade ederek Ankara’ya dönüşte Sayın C.Başkanımıza ileteceğini söyledi.
Konu 06 Ağustos Çarşamba günü ismimle birlikte Elitaş tarafından Sayın C.Başkanına iletilince aldığı cevap, “özel kalemi arasın hemen randevu vereyim olmuştur.”

Siyasette “virtüöz” olan kişiler böyle seri bir şekilde karar verirler.

10 Ağustos Pazar günü saat 15:00 sularında Sayın Elitaş’ı tekrar arayarak bu işi bizzat kendisinin halletmesi gerektiğini söylediğimde, o da konunun üzerinde duracağını ve meseleyi çözeceğini ifade etti.

Aynı gün saat 16:00 sularında İl Başkanımız Mehmet Erdem aradı ve Çerçioğlu ile ilgili çok telefon ve soru aldığını söyledi.
Bunun üzerine süreci Sayın Erdem’e anlatarak 14 Ağustos’a kadar konuşmamamız gerektiğini ifade ettim.

11 Ağustos Pazartesi günü İl Yön.Krl. Toplantısına katılan MKYK üyesi olan kişi, Çerçioğlu’nun Ak Parti’ye geçiş sürecini baltalamak için uğraş verdi, konuşmalar yaptı.

Ama görüşleri yönetim kurulu tarafından hiç dikkate alınmadı ve toplantı sona erdi.

Yönetim Kurulu toplantısına ayrıca kimi temsilen katıldığını da çok iyi biliyoruz.

Türkiye siyasetini;
* Dedeme gazete ve makaleleri okumaya başladığım 10 yaşımdan beri,
* ⁠1964 yılında Komünizmle Mücadele Derneğinde bulunmuş,
* ⁠1984 ile 2000 yılları arasında Ticaret Odası, TOBB, Organize San.Bölgelerinde, Toptan Gıda Çarşısı Kooperatifinde, AYKAV ve daha birçok kuruluşta görev yapmış bir kişi olarak,
* ⁠1994 Yerel Seçimlerde kazanamayacağımızı bildiğim halde, ısrarlar karşısında,
Aydılılarla;
* ⁠Sosyal, siyasal, ekonomik ve şehircilik konularında görüşlerimi paylaşmam gerektiğine inandığım için aday olmayı kabul ettim.
* ⁠Seçime girerken RP’nin oyu Aydın’da %2,5 oranındaydı. Seçim sonucunda oy oranı %13,5 oldu.
* ⁠Bu yükseliş 1995 Genel Seçimlerinde RP’ne bir MV. Kazandırdı.

Ekip çalışmasına inanan, görev yaptığım kurumlarda da bunu yansıtmaya çalışan bir kişi olarak istişarenin önemini iyi bildiğimi sanıyorum.

Ayrıca biyografimi de en kısa sürede herkese göndermeye çalışacağım.

Benim ile ilgili yazıyı kaleme alan kişiye kimin ısmarladığını da çok iyi bildiğimi de ifade etmek isterim.

Zira halk arasında her zaman söylenen iki sözü hatırlatmak isterim.
* Güneş balçıkla sıvanmaz.
* ⁠Altın çamura batırılmakla değer kaybetmez.

Ben de şunu söylüyorum.
Benimle ilgili yazılan aslı, astarı olmayan yazılar bana zarar vermez, yazanın ve yazdıranın aleyhine olur.

Herkes bilsin ki Aydın’ın temsilini, Aydınlılar, Aydın ile bağı olmayanlara bundan sonra bırakmazlar ve bırakmayacaklardır.

Kimse kendini darı ambarında görmesin.

Bu konuda her zaman her yerde siyasi mücadelemiz sürecek.
Yine aynı şekilde bu kişiyi ortaya süren , perde arkasında politika yapan, birçok yere canlı kamera koyduğunu da bildiğimiz kişilerle MV’de olsa siyasi mücadelemiz devam edecektir.

Bu anlayışta insanlara Ak Parti’nin ihtiyacı olmadığına inanıyorum.

Milletimiz;
01 Kasım 2015’den beri %50’den %35’lere düşmesinin sebepleri olarak parti içerisinde görev alanların, ruhen, bedenen, aklen, düşünce tarzı ve insanlarla olan ilişkileri yönü ile Ak Parti’nin kuruluş ilkeleriyle bütünlük gösteremeyenlerin çoğaldığını çok iyi gördüğü için, Cumhuriyet tarihinin tümünde yapılanları katlayan hizmetleri Sayın Tayyip Erdoğan liderlerliğinde Ak Parti ile aldığı halde Ak Parti’ye belli oranda mesafe koymuştur.

Bu durumu parti üst yöneticileri görmeli ve asalakları temizlemek için “Parti İçi Demokrasi” yi en güzel ve örnek bir şekilde hayata geçirmek için çalışma yapmalıdır.

Tekrar kendini yazar zanneden, kalemini ve köşesini onun bunun emrine tevdi edenin iddialarına gelince;

Önce şunları soralım;
* Kibirli olduğumu iddia ediyorsun ama Sayın Erdoğan’ın bizzat kendisi, Bülent Arınç kanalı ile İl Başkanı olmamı neden istedi acaba?
* ⁠Sayın Genel Başkan beni sildiydi de, benim her iki teklifimi niçin kabul edip ve neden uyguladı acaba?
* ⁠Sayın Genel Başkan 14 Ağustosta yaptığı konuşmada “Biz de emeklilik yoktur, katılımlarda arka planda çaba gösterenlere teşekkür ediyorum” diye bir cümleyi neden kullandı acaba?

Ben çok kibirliydim de;
* Ticaret Odasının çok değerli Meclis ve Yönetim Kurulu üyeleri bana 16 sene nasıl tahammül ettiler acaba?
* ⁠Kibirliydim de, İl Başkanlığımda binlerce Teşkilat mensubundan bir kişi bile kopmadı, neden acaba?
* ⁠Yine 2002 Genel Seçim öncesi yapılan “Temayül Yoklaması” nda seçiciler beni birinci sıraya getirdi, neden acaba?
* ⁠Beş yıl süren MV döneminde kibirliydim de en çok ziyaret edilen kişi neden Ahmet Rıza ACAR oldu acaba?
* ⁠Yine beş yıllık dönemde kırdığım bir kişi bulabilirler mi acaba?
* ⁠Aydınlıların en çok işini gören MV., çok kibirli olduğunu iddia ettiğin Ahmet Rıza ACAR oldu, neden acaba?
* ⁠Kibirliydim de 215 üyesi olan 22.Dönem Ak Parti MV. Grubunun kuruluşunu niçin benim kurmamı teklif ettiler acaba?

Elhamdülillah şahsıma Genel Başkan dahil şimdiye kadar hiç kimse sert bir tutum gösterememiştir. Gösterene de verilecek bir cevabım da her zaman vardır.

Siyaset tarzımız inancımız gereği birine kayıtsız şartsız teslim olmayı içermez.

İcraatlara, milletimiz ile samimi bir şekilde ve sevgiye dayalı olarak kurduğu ilişkiye bakarak destek veririz.

MV.olarak Enerji Komisyonu çalışmalarımı en iyi Komisyon Başkanı bilir.
Kibirli bir kişiliğin sahibiysem Enerji Kom.Bşk. ve Gn.Bşk. Vekili aradan 19 yıl geçmesine rağmen benimle dostluğunu neden devam ettiriyor acaba?

Kendini yazar takdim eden kişiye soruyorum.

Kendisinin de, benim gibi samimiyetini ve dostluğunu devam ettirdiği 72 yıllık bir arkadaşı var mıdır acaba?

Madencilerle sıkı fıkı olduğumu yazmış. Büyük bir iftira.

Şahsen Oda Başkanlığımda ve MV. döneminde yatırım yapan herkese inancına ve düşünce yapısına bakmadan yardımcı olmayı gaye edinmiş bir kişi olduğumu Aydınlılar bilir.

MV olduğum dönemde başka partili Belediye Başkanlarının da işlerini gördüğümü de rahatlıkla söylerim ve ispat edebilirim.

Aydın’da Organize Sanayi Bölgelerinin kuruluşunda en fazla emeği olanlardan biri olduğum için, üreten, çalıştıran, vergi, sigorta primi yaratan herkese gücümün yettiğince karşılıksız yardımcı olmamın görevim olduğuna inanan bir kimliğin sahibiyim.

Ama şu husus bilinmelidir. Bu şehri, Aydın’ı ve Aydınlıları sevenler temsil etmeli ve yönetmelidir.

Gazeteci dediğin onun bunun, şarkıcı, türkücülerin tavassutu ile makam, mevki ve güç peşinde koşanları değil doğrudan hakkı ve Aydınlıları kendine dayanak yapanları destekler.

Bu yönünüz ile sizi Aydınlılara şikayet ediyorum.

Son söz;
“Aynaya bakan sadece kendini görür”
Sen kendinle beni karıştırmışsın.

Fakat şunu itiraf ediyorum.
Bu makaleyi kaleme almama vesile olmandan dolayı da teşekkür ederim.
Herkese sevgi saygılarım bakidir.
Kalın sağlıcakla.