İnsan doğum günlerinde ister istemez geçen yılları düşünüyor. Neler yaşadığını, neleri başardığını, neleri ertelediğini ve hâlâ içinde taşıdığı hayalleri…
Bir yaş daha almak, yalnızca takvimde bir sayfanın değişmesi mi? Yoksa kendimize yeni bir başlangıç yapma fırsatı mı?
Hayatımız boyunca öğreniyoruz, deneyimliyoruz, kitaplar okuyor, yeni bilgiler ediniyoruz. Önümüzde geçmişe göre çok daha fazla imkân var. Buna rağmen pek çoğumuz istediğimiz hayatı yaşadığımızı söyleyemiyoruz.
Ne istediğimizi biliyor, nasıl ilerleyeceğimizi de kestirebiliyoruz. Ama bir türlü harekete geçemiyoruz.
Yeniden Doğmak isimli kitabımda insanı son model, deposu dolu bir otomobile benzetmiştim. Her şey hazırdır. Direksiyona geçer, kontağı çevirir, gaza basarsınız. Ama araç bir türlü hareket etmez.
Çünkü el freni çekilidir.
İşte biz de bazen böyleyiz. Hayallerimiz, yeteneklerimiz, deneyimlerimiz ve imkânlarımız var. İlerlemek istiyoruz ama korkularımız, alışkanlıklarımız, geçmişten taşıdığımız düşüncelerimiz el freni misali bizi olduğumuz yerde tutuyor.
Daha fazla bilgi edinmeye çalışıyor, yeni başlangıçlar için uygun zamanı bekliyor, kendimize sürekli sözler veriyoruz. Oysa bazen ihtiyacımız olan yeni bir bilgi değil, bildiklerimizi hayata geçirecek bir adım.
Çünkü değişim, yalnızca neyi farklı yapmak istediğimizi anlamakla başlamıyor. Bir noktada eski alışkanlıklarımızı sorgulamamız, bizi sınırlayan düşüncelerle yüzleşmemiz ve harekete geçmemiz gerekiyor.
İşte benim yeniden doğmak dediğim şey tam da bu.
Aynı bedende, farklı bir bakış açısıyla yeni bir hayata başlamak…
Geçmişimizi silmek, yılları geri almak ya da bambaşka biri olmak değil. Kendimizi yeniden keşfetmek, değişebileceğimizi kabul etmek ve hayatımızın sorumluluğunu yeniden üstlenmek.
Ben bir yaş daha alırken kendime bu soruları soruyorum: Neleri geride bırakmalıyım? Hangi hayallerime yeniden şans vermeliyim? Bundan sonraki yıllarımı nasıl yaşamak istiyorum?
Benim için doğum günümün en güzel hediyesi, geçmişe teşekkür ederken geleceğe yeni bir kapı açabilmek.
Yeniden Doğmak kitabımı yazarken amacım, insanın kendi potansiyelini fark etmesine ve hayatına başka bir gözle bakmasına katkıda bulunmaktı. Burak’ın hikâyesi üzerinden anlattığım bu yolculuk, aslında hepimizin zaman zaman ihtiyaç duyduğu bir yolculuk.
Şimdi aynı soruyu size de sormak istiyorum:
Yaşınıza bir yıl daha eklemekle yetinecek misiniz, yoksa hayatınızda yeni bir başlangıca da yer açacak mısınız?
Yeniden doğmak için yeni bir güne, yeni bir yıla ya da özel bir tarihe ihtiyacımız yok. Bazen yalnızca karar vermek yeterlidir.
Yaşam coşkunuz daim olsun…