Bir önceki yazımda alışkanlıklarımızı değiştirmekten söz etmiştim. Bir alışkanlığı değiştirmek için önce kendimize şu soruyu sormuştuk:
“Bu davranış bana ne veriyor?”
Sonra da:
“Aynı ihtiyacı başka bir yoldan karşılayabilir miyim?”
Peki aynı yöntemi bir insanı hayatımızdan çıkarmak için de kullanabilir miyiz? Örneğin bizi terk edip giden eski sevgilimizi… Onu unutmak için değil belki. Ama hayatımızdaki yerini değiştirmek için.
Çünkü bazen bir insan hayatımızdan çıkmıştır ama zihnimizden çıkmamıştır.
İlişki bitmiştir ama telefon rehberimizdeki adı hâlâ duruyordur.
Sosyal medya hesabına bakmamak için kendimizi tutar ama arada bir dayanamaz bakarız.
Eski mesajları silmeye elimiz gitmez.
Birlikte dinlediğimiz şarkı çaldığında içimiz burkulur.
Bir mekânın önünden geçerken onu hatırlarız.
Ve bütün bunların sonunda kendimize aynı soruyu sorarız:
“Bunca zaman geçti, neden hâlâ unutamadım?”
Belki de cevap, onu unutamadığımız için değil; onunla ilgili bazı alışkanlıklarımızı hâlâ sürdürüyor olmamızdır. Çünkü, bir insanla ilişki yaşarken yalnızca onu sevmez, onun etrafında bir hayat da kurarız.
Gün içinde ona mesaj atmak…
Bir şey olduğunda ilk ona anlatmak…
Güzel bir haber aldığımızda onunla paylaşmak…
Akşamları onunla konuşmak…
Hafta sonlarını onunla geçirmek…
Birlikte gidilen yerlere yeniden gitmek…
Bir şarkıyı onunla özdeşleştirmek…
Hatta bazen geleceğimizi bile onunla birlikte hayal etmek.
İlişki bittiğinde yalnızca bir insanı kaybetmeyiz. O insanla birlikte yaptığımız onlarca küçük davranış da hayatımızdan çıkar. İşte boşluk biraz da buradan doğar. Telefonu elimize aldığımızda yazacak birinin olmaması, akşam olduğunda anlatacak birinin bulunmaması, hafta sonunun eskisi kadar anlamlı gelmemesi… Bunların her biri bize eski ilişkimizi hatırlatabilir.
Zihnimiz yalnızca insanları değil, insanlarla birlikte yaşadığımız duyguları ve rutinleri de birbirine bağlar. Bu nedenle bir ilişki bittiğinde “Onu unutmalıyım” demek bazen yeterli olmaz. Hatta tam tersine, unutmaya çalıştıkça onu daha fazla düşünebiliriz. Çünkü zihnimizden bir düşünceyi zorla çıkarmaya çalışmak, zaman zaman o düşünceyi daha görünür hâle getirir.
Belki de başka bir yerden başlamamız gerekir. Önce kendimize şunu sorabiliriz:
“Ben aslında onu mu özlüyorum, yoksa onunla birlikte yaşadığım bir duygu mu?”
Bu sorunun cevabı çok şey değiştirebilir. Çünkü özlediğimiz şey gerçekten o kişiyse, onun yerine başka birini koymaya çalışmak bizi yalnızca yeni bir ilişkiye taşıyabilir. Ama özlediğimiz şey sevilmek, paylaşmak, heyecanlanmak ya da kendimizi değerli hissetmekse, bu ihtiyaçları hayatımıza başka yollarla yeniden taşıyabiliriz.
Tıpkı bir alışkanlığı değiştirirken yaptığımız gibi…
Eski davranışın bize ne verdiğini anlayıp, aynı ihtiyacı daha sağlıklı bir yolla karşılamaya başlayabiliriz.
Mesela her akşam eski sevgilimizle konuşmaya alışmışsak, akşamlarımızı yalnızca boş bırakmak yerine arkadaşlarımızla, ailemizle, bir hobimizle ya da uzun zamandır ertelediğimiz bir uğraşla doldurabiliriz.
Birlikte gidilen yerlere gitmek acı veriyorsa, bir süre yeni yerler keşfedebiliriz.
Onunla özdeşleşen müziklerin yerini yeni şarkılar alabilir.
Daha önce onunla birlikte yaptığımız şeyleri bu kez kendimiz için yapabiliriz.
Böylece hayatımızdaki boşluğu aynı kişiyle doldurmaya çalışmak yerine, hayatımızı yeniden kendimizle doldurmaya başlarız.
Elbette bu, sevdiğimiz insanı bir düğmeye basarak unutabileceğimiz anlamına gelmez. Bazı insanlar hayatımızdan çıksalar bile bizde iz bırakırlar. Ama bir izin orada olması, hayatımızın o izin etrafında yaşanması gerektiği anlamına gelmez. Bir süre sonra aynı şarkıyı duyduğumuzda içimizde eskisi kadar büyük bir fırtına kopmayabilir. Eski fotoğraflara baktığımızda yalnızca kaybı değil, yaşanmış güzel günleri de görebiliriz. Ve bir gün onun hayatımızda olmamasının, kendi hayatımızın da eksik olduğu anlamına gelmediğini fark ederiz.
Belki de mesele eski sevgiliyi unutmak değildir. Mesele, onunla birlikte kaybettiğimizi sandığımız kendimizi yeniden bulmaktır.
Bir önceki yazımda alışkanlıklarımızı değiştirmek için sorduğumuz soruları hatırlayalım:
“Bu bana ne veriyor?”
“Bu ihtiyacı başka nasıl karşılayabilirim?”
Belki bir sonraki aşamada bir soru daha ekleyebiliriz:
“Ben bu insanı mı özlüyorum, yoksa onun yanındayken olduğum kişiyi mi?”
Cevabı bulduğumuzda, iyileşmenin yolu da biraz daha görünür hâle gelebilir.
Çünkü bazen yeniden başlamak, birini hayatımızdan silmek değil; hayatımızı, o kişi olmadan da güzel olabilecek şekilde yeniden kurmaktır.
Yaşam coşkunuz daim olsun…