Saygı değer okuyucularım.
Okulların açıldığı şu günlerde sevincimize yine acı düştü. Bu tür olayları başka ülkelerde duyardık. Şimdi bize de sıçradı. Neden?
Bunu aileler. Öğreticiler derin derin düşünmeli. Film yapımcıları. Artist ve aktrislerde.
Eğitim ve öğretim meyansa ve eksik. Yoksa yalnız öğretimin üzerinde mi duruldu?
Benim çocuğum başarılı olsun. Güzel üniversiteler de okusun. İyi bir meslek sahibi olsun derken neleri gözden kaçırdık acaba?
Öğretmenler kendilerini test debildi mi acaba? Ben dersimi verip çıkarım, gerisini karışmam mj diyorlar acaba? Yada; geçme sıkıntısından dolayı evladını okula gönderemeyen aileyi kötülerken, geçen yıllarda olduğu gibi, “ ücretler az diye tebeşir bırakmayı normal “mi görülüyor?
Hala daha öğretmenliğin gözde olması neden acaba?
Okullarda Din dersi konulacağı zaman, Bundan 40-50- sene önce, birileri âdeta ayağa kalktı da, bu dersin adı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi olmuştu.
Öğrencilerimizin yetiştirilmesinde yalnız öğretim değil, eğitimde olmalı. Bu yalnız Din Kültürü Ahlak Bilgisi öğretmenlerinin değil bütün öğretmenlerin de vazifesi değil mi? Öğretmenlerin yanında aileler esas yükün fazlasını çekmelidirler. Zira bilindiği gibi eğitim ailede başlar.
Dünyanın her yerinde ve bütün okullarda öğrenciler din eğitimini almaktadırlar. Hatta bazı ülkelerde öğretmenlerinin nezaretinde çocuklar ibadethanelere götürülmektedirler. Modern diye söylenen o ülkelerde bu yapılırken, bizim ülkemizde böyle bir faaliyet “çağdışı” yada “laikliğe aykırı” olarak görülmektedir.
Şu denilebilir: “madem o ülkelerde öğrenciler ibadethanelere götürülüyor, neden oralarda ahlâk dışı yada cana kastetme gibi olaylar görülüyor” denilirse, bunun cevabını soran çok daha iyi bilir.
Ailede ve okullarda çocuklar, iyi bir eğitim almalıdırlar. Doğruluğu, dürüstlüğü, yardımseverliği, insanlarla iyi geçinmeyi, hiçbir canlıya kötülük yapmamayı, düzgün bir ahlâk sahibi olma gibi meziyetler verilmelidir. Çocuklar bunu anne ve babası ile aile bireylerinde, öğretmenlerinde görebilmelidirler. Bu ifadeyle kimseyi suçluyor değilim, fakat benim çocuğum da kötü davranışlar içerisinde, benim öğrencim de ahlâk dışı hareketler içerisinde bulunabilir diye, düşünülebilmelidir.
Allah’ ımız insanı yeryüzüne gönderirken, “yeryüzünü düzeltsin, yaşanılır hale getirsin, orada kan dökmesin” diye göndermiştir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v); “Müslüman eliyle, diliyle başkasına zarar vermeyendir” demiştir. Çok şey bilmeden önce çocuklara bunlar öğretilmeli değil mi? Dinimiz Öcü gibi gösterilmemeli. Kendi içimizde ve geçmişimizde var olan ahlaki şahsiyetler öne çıkarılmalıdır. Bizde hiçbir şey yok, her şey başkalarında anlayışı terkedilmelidir.
Başkalarını taklit etme yerine, kendimizi bilmeliyiz. Zaaf noktalarımızı, iyi taraflarımızı gözden geçirmeliyiz. Buna ciddi manada ihtiyaç var, zira gidişat hiç de hoşa gidecek şekilde değildir.
Kendimize gelip, neslimizle birlikte devletimizi ve vatanımızı ebedi olarak yaşatma düşüncesiyle
Sağlıcakla kalın.