Şebnem BURSALI; bırakın bu işleri.
Yapılan mücadeleyi, mücadelemizi ve mücadelemi yaz. Ön görüş oluşturma.
AB aday ülkeler içinde, adaylık statüsü donan ve mali yardım almayan tek ülke olduk. Bu hakkın ihya edilmediği ülkeler sadece ortadoğu ülkeleridir. Demokrasi hukukunu onaran ihya eden ülkelerin sosyal ve ekonomik durumlarına bak. Mandela'ya, Walessa'ya ve İzzerbegoviç'e bak.
Biz, darbe ve muhtıraları araştırma komisyonu kurulduğunda 27 Mayıs alt komisyonunda görev alıp, milletin ve bizim yüzümüze utanmadan ' birsey yaptılarda bunlar oldu
( 27 mayıs darbesi oldu) diyeni de gördüm, gördük.
Bu yasa üzerinden toplum mühendisliği yapanın burnundan fitil fitil gelir. Bu tehlike hep var. 67' de, 74' de, 87' de, 90' da, darbe ve muhtıraları araştırma komisyonu sürecinde hep oldu.
YAKAMIZI ŞU BOŞ LAF, İTİBAR İADESİ İŞİNDEN BU KERE KURTARDIK DERKEN.......
AB TÜRKİYE ilerleme raporunda ülke lehine bölüm olur bu yasa. Verdiklerinizden daha çok alırsınız kazanırsınız şüphesiz. Bu öykünün mensuplarına hakaret ediyorsunuz. Seni kınıyorum Şebnem BURSALI...
Sayın Cumhurbaşkanımızın Yassıada' da katıldığı tören tapu tescil töreni değildi.
Beyanları, demokrasi ve tarih için saygı duyulan müdafaları tarihin malumu.
Sn. Bilgiç kıymetli bir devlet adamıdır. Kendi adına elbette görüs ifadesinde bulunabilir. Ama yassıada' daki ailelerden sadece birisidir muhterem ailesi. Milletvekili iradesi de takdiridir ama olay eğer yazdığınız gibi cereyan ediyorsa hal ve yorumlama çok üzücüdür.
Bu konu gerçekte sizlerin görüşü olmasın....
sn.Bilgiç TBMM 11.döneminin muhterem Yassıadalı DP Milletvekilleri adına temsil yetkilisimi. Böyle bir şey yapacakları kanaatinde değilim. Sizin naklettiğiniz gibi hakkımızda bir ifade de bulunulması çok saygısızlıktır. Yapmaz. Ayrıca sayın Bilgiç olgun ve değerli bir Devlet Adamıdır. 27 Mayıs askeri darbesinde milli iradenin darmadağın edildiği ve yeni bir milli irade tasarımının devleti ele geçirmisler eliyle yaoıldığı bir takvimde kurulan AP süreç içinde DP' nin devamı olduğuna dair bir kimlik kazandığında merhum koca reis Sadettin Bilgiç bey, merhum Süleyman Demirel ile birlikte AP Genel Başkanı adayı idi. O devirde 27 mayıs darbesi yıldönümleri bayram olarak kutlanırdı. Ben, o tarihte 8 yaşımda değilde seçilme yaşında olsa idim, milletvekili olurdum. Bu durumda olan pek çok mağdur kardeşimiz vardı. Ve o iklim başka şahsiyetlere siyaset kulvarları açtı.
Ben istanbul'da, baskanlığımda ve bu aziz insanlar topluluğunun lütfettiği temsil sıfatlarım ile merhum koca reis Sadettin Bilgiç bey ve hatırlıyorum merhum Baha Aksit beyle mesela Sürmeli otelindeki toplantımızı hatırlıyorum. Bilgi birikimim ve hukuka bakışımla, TBMM Anayasa Komisyonunda böyle bir olayın yaşandığı daha önemlisi yazınızda anlatıldığı şekilde ifadelerde bulunulduğunu düşünemiyorum.
Ve bunu sadece kendim için değil tüm yassıada mağdurları adına ifade ediyorum. Eğer böyle bir görüş açıklaması olduysa o ifadeler yersizdir, manasızdır ve çok çok ayıp edilmiştir. İrademle uygun bulmuyorum, verilmesini isteniyorum denek başka şeydir böylesine tüm bir camianın manevi varlığını dıslatacak sözde referans beyanı başka şeydir. Muktedir irade beyanına kim ne derki ama biegün vicdanlar herşeyi tartar elbette.
Siz bunu nasıl düşünebiliyorsunuz... Yassıadanın bir toplu müdafa ruhu var. Ve o ruhun akrabalık bağı ile temsil edilmediğine dair nice örnek var. Tek bir cümle...Ne hakkınız var Şebnem hanım. 27 mayısı yaşamış olmak başka şeydir, yaşayanların acısını paylaşmak ve o hatıraya sahip çıkmak başka şeydir.
Ya yapılsın ya da hiç yapılmasın.
Dönemler boyu yüce mecliste görev yapmadım ben. Bu hakkı talep ettigim yollar ve şartları malüm. Bakalın kasabın para toplayıp zarfla kapısına para bıraktığı, kayseri cezaevi yol parasını başkasının ödediği, çocuklarının sütünü yüzüğunu satıp temin etmiş insanların ve tüm bunlarıda milli irade temsilcisi olmaktan yaşamış insanların onurunu kırmayın. Siz, evladı istanbul tjk da bir süre çalışmış bir insanın annesinin düşük milletvekili eşi yassıada da iken bn. hali ile dolmuş şöförlüğü yapaarak evine ekmek götürdüğünü biliyormusunuz. Kim neyi istemiyormuş.
Nicin sadece müftülük kariyerini referans alıyorsunuz. Nice istiklal madalyasını, akademik ve siyasi kariyeri, bilim alanındaki uzmanlıkları ve siyasi, sosyal basarıları ve bunların nasıl telef edildiğini değerlendirmiyorsunuz..
ROMA Hukunun uzlaşıcılık kriterleri çok sadedir. İnsan olmak, ruhu olmak, bedeni olmak gibi. O mağdurlar insandır.
Medeni hukukta denkleştiri adalet ilkesi var.
Telafi hukukunun vazgeçilmezidir manevi unsur.
Bir kanunun çıkması durumunda, yürürlüğu takiben eğer bir feragat düşüncesi taşıyan var ise bu hajtan feragat eder ama tüm yaşanmışlığın üstünü peşinen böyle bir beyanla örtmek hukuki, hakca ve yerinde bir davranış değildir.
Yıllardır bu devlet ve hazinesi, anayasa ihlali mükafatı olarak kimlere ne ödüyor bunu gündeme taşısasınız. Manevi tazminata kafa takmaktan başka iş yokmu. Eğer samimi bir tazmin olacaksa böylesine bir öyküde manevi zararın olmayacağı nasıl düşünülebilir.
Taşmıdır, taşmıydı o insanlar.
Gerçekten anayasa komisyonuna gidilip böyle bir beyanda bulunulmuş ise çok talihsiz ve manasız bir olay yaşanmıştır.
Bir kere de kokutmayın. Keske mevcut iyi duygulara toz konmasaydı.
BU HAKKI İHYA ETMEK VE ARINMAK BİZE BİRŞEY VERMEK DEĞİLDİR. SİZE VEREN BİZİZ.
SİZE VEREN TARİHTİR...
Benim mücadelemi yaz. Memleketimin dağı taşı bilirki, bir ikincisi yok. Kolaymıydı bukelamunlarla uğraşmak bu yolda. Varmı bir ikincisi yaptığımın. Ben başlığınızı gördüğümde yazınızı okumadan bu işte koktu dedim.
Bunca süreçten sonra sessiz devrim böylemi olacak.
İzmir' de 2017 ' de Hisar Camiindeki Menderes ve arkadaşları ile şehitlerimiz mevlidi şerifi provake edilmesi olayı ne oldu?
Aydın' a İzmir' e bakın ADÜ' yü sizmi yaptınız bunu. Bayar üniversitesini senmi yaptın.
Arının. Arının. Çile sürmektedir. Yaptıkları yapacaklarının teminatıdır, başlığı da bir tez.
Ve yazınız çok kırıcı, incitici. Çok meraklıysanız gecici (1) nolu yasa ile başbaşa yaşamayı sürdürün.
Almanlara bakın. O zalim Auschwitz-Birkenau kamplarına dair hukuk tazmini adına ne yaptılar.
Yürürlükten kaldırılacak darbeci diktatörler kanununda DP devri, tek parti devri olarak kaydedilmiş.
Bizler sevdalı olduğumuz tarihimizin onarılmasını gelecek adına da istiyoruz ve tüm dediklerinize rağmen, belki sizlerin bundan bir şikayeti olmamış olabilir, ama biz bu karanlık miras belgesindeki tanımlamadan manevi olarakta ağır zarar gördük.
Sayın Cumhurbaşkanını ve iradesini de rahat bırakın. Yıllardır ilk defa tazmin hukuku adına çok nitelikli, uluslararası hukuk için örnek olacak kudrette, şevkatli, iyi düşünülmüs ve hakca bir kanun tasarısı demokrasi kahrananlığı olan bir yüreklilikle meclis gündemine geldi. Tasarısı ile dahi yüreklere ferahlık olmuş çok büyük bir yasadaki bütünlüğün, böylesi yersiz ve hatalı değerlendirmeler ile bozulması ciddi bir talihsizlik olacaktır. Ve tarihin hikayedeki en büyük hayal kırıklığı olacaktır. Siyasilerin, devlet adamlarının, gazetecilerin şahsiyetleri konulu tazmin davalarının manevi boyutu yokmu? Samimiyet kaybolmamalıdır.
Bu tekerlek tümsekte kalmaz...kalmayacakta. Yaşanmış bir büyük öykünün çilesini gösteri konusu yapmayın.




