Saygıdeğer okuyucularım;
Peygamberimiz (S.A.V) üç aylar öncesi günlerde; “Yarabbim, Recep ve Şaban aylarını hakkımızda hayırlı eyle ve bizi Ramazan ayına kavuştur” diyerek, dua ettiğini görmekteyiz. Aynı duayı Müslümanların da yapmasını arzu etmişlerdir. O gün bugündür ben Müslümanım diyen, Müslüman olduğunu unutmayan, Allah’ ı ve Peygamber’ ini önemseyen her Müslüman bu duayı yapagelmiştir.
Bu senenin üç ayları girdiği andan itibaren, aynı dua yapılarak bugünlere gelindi. Önümüzdeki hafta çarşambayı perşembeye bağlayan akşam ilk teravih namazı, gecesinde ilk sahur, gündüzünde de Ramazan ayının ilk orucuyla buluşulacak.
Ramazan ayına kavuşacak olmanın sevinç ve heyecanı şimdiden hissedilmeye başlandı. Bunun yanısıra ömrü yetmeyen Müslümanlara Allah’ tan rahmet dileyerek, dua ediyoruz.
Ramazan ayına kavuşulacak olmanın sevinç ve heyecanı çarşı ve pazarlarda görülmeye başlandı. Ramazan ayı geliyor diye gıda maddeleri alınıyor. Bu ayın bereketi maddi olarak bu şekliyle görülmeye başlandı. Aynı zamanda İl ve İlçe Müftülükleri Ramazan Ayı programları yapıp uygulamaya koyacaklar. Camilerde, İmam Hatip ve Müezzin hocalarımız Ramazan ayında her yaştan ve gruptan cemaatin artacağı düşüncesiyle hazırlıklarını tamamladılar.
Bunlar çok güzel davranışlar, hatta olması gerekenler. Zira Ramazan ayı 11 aydan farklıdır. Bunu Kur’an-ı Kerim ve hadislerde görmekteyiz. Bunlara dayalı olarak bir kültür oluşmuştur. Ferdi, Aile ve Sosyal hayatta, Sanat ve Edebiyat hülasa Müslümanların bulundukları her yerde Ramazan ayı öncesi güzel hazırlıkların yapıldığı görülüyor.
Bu maddi hazırlıkların yanında, Müslümanların gönül ve zihin dünyasında da bir takım hazırlıkları yapmaları yararlı olacaktır. Bu ayda tutulacak olan orucun, okunacak olan mukabelelerin, yapılacak olan maddi yardımların, sevabının boşa gitmemesi için mükellefin kendisini derleyip toparlaması gerekmektedir. Aksi takdirde; Allah’ ın emri olan orucun tutulmasından Peygamber’ in sünneti olan mukabelenin okunmasından, Allah’ ın ve Peygamber’ in emri olan yardımlaşma ve dayanışmanın yapılmasından kazanılacak olan sevabın boşa gideceğini yine Kur’an ve sünnetten öğreniyoruz.
Özellikle iftar ve sahurda neler yenileceğinden, pide ve hurmanın fiyat ve kalitesinden söz etmenin yanında bu kıymetli anlarda ve öncesinde yani iftar ve sahur anlarında oruç tutanların sabırlı ve tahammüllü olmaları icab etmektedir.
Hele hele oruç tutmayanlara gelince: haktan, doğruluktan, insanlıktan, çağdaşlıktan, anlayışlı olmaktan sıkça bahsedildiği zamanımızda; oruç tutanlara saygı duymaları Ramazan ayına hürmet etmeleri, Allah’ ın emirlerini çiğnememeleri, Peygamber’ in yolunu bırakmamaları kendilerinden beklenilendir. Çünkü onların da kendilerini “biz de Müslümanız” diye sıfatlandırdıkları görülmektedir.
Bu cümleden hareketle oruç tutan ve tutmayan her Müslümanın Ramazan ayına gereken ruhi ve manevi hazırlıkları yaparak hürmet duyması temennisi ile
Sağlıcakla kalın.