MİLLÎ İRADE VE EFELİK RUHU

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü dolayısıyla yayımladığı anlam yüklü video ile efelik kültürünü 15 Temmuz gecesinde sergilenen millî duruşla buluşturdu. "O gece herkes Efe'ydi" mesajının verildiği video, kısa sürede sosyal medyada ilgi gördü. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun sosyal medya hesaplarından paylaşılan video, küçük bir çocuğun dedesinin geçmişteki bir fotoğrafına bakarak yönelttiği "Dede, efe miydin?" sorusuyla başlıyor. Dedesinin "Hayır" cevabını vermesi üzerine çocuk, "Ama herkes sana Mustafa Ali Efe diyor. Efe ne demek dede?" diye soruyor. Bunun üzerine dede, "Efe, zor zamanda geri durmayan insan demektir" ifadeleriyle efeliğin anlamını anlatıyor. Videonun devamında efeliğin yalnızca bir kıyafet ya da kuşağa takılan kama olmadığı vurgulanırken, Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekiplerinin yangın arama kurtarma ve Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir'in görüntülerinin canlandırılması eşliğinde "Bu topraklarda efe olmak ne bir kıyafeti ne de kuşağa sokulan bir kama. Bir duruştu. Bazen bir yangının ortasında, bazen bir enkazın en derininde. Bazen memleket karanlığa gömülürken o karanlığa göğüs germekti" sözlerine yer veriliyor. Videonun finalinde torunun dedesine yönelttiği "Sen o gece efe miydin?" sorusuna, dedenin "O gece herkes Efe'ydi" cevabı damga vuruyor. Klip, bir ağacın altında Şehit Ömer Halisdemir'in yapay zekâ ile canlandırılarak bir efe ile sırt sırta oturmasının yer aldığı anlamlı sahneyle sona eriyor. Özlem Çerçioğlu'nun 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü dolayısıyla yayımladığı anlam yüklü video, siyasi tartışmaları beraberinde getirse de bu yaklaşımın tarihsel ve kültürel bağlamda değerlendirilmesinin daha isabetli olacağı kanaatindeyim. Beni tarihçi olarak siyasi tartışmalar ilgilendirmiyor ve o yüzden bu yazımda bu yaklaşımın tarihsel ve kültürel kökleri üzerinde duracağım.

6-7 Eylül 2012’de Ödemiş’te Zeybek Ateşi 2. Ulusal Efe Kurultayı Türk Tarihinde Efe ve Zeybek Kültürü Sempozyumu düzenlenmiştir. Burada Yörük Ali Efe Oturumu’nda “Menderes Havzalarında Efelik ve Zeybeklik: Psiko-Tarihi ve Psiko-Coğrafi Faktörler” başlıklı bir tebliğ sunmuştum. Daha sonra bu sempozyum bildirileri kitap olarak basılmıştı. [Zeybek Ateşi 2. Ulusal Efe Kurultayı Türk Tarihinde Efe ve Zeybek Kültürü Sempozyumu, Ödemiş 6-7 Eylül 2012, Ed. Prof. Dr. Metin Ekici-Yrd. Doç Dr. Günver Güneş, İzmir, Eylül 2013, ss. 67-88.] Bu bildirinin sonuç kısmında şöyle yazmıştım: “Büyük ve Küçük Menderes Havzası (Aydın Eli), sadece Anadolu tarihi açısından değil; dünya tarihi açısından da önemli bir tarihsel coğrafyadır. Bu coğrafyanın kendine özgü özellikleri, tarihin başat aktörü olan insan üzerinde de kendini bir şekilde göstermektedir. İç içe geçmiş mekânsal özelliklere sahip bu coğrafya (Aydın Eli’nde), üzerinde yaşayan insanların eylemlerini ve bu eylemlerin arkasında bulunan psikolojiyi de şekillendirmektedir. İşte Aydın Eli’nde görülmekte olan efe ve zeybek olgusu yine aynı coğrafyanın insan üzerindeki etkilerinin sonucunda ortaya çıkmış bir kültürdür. Efe ve zeybek kültürünün; tarihsel açıdan kolektif ve bireysel eylemlerin arka planında bulunan psiko-tarihi bir tepki kültürü boyutu vardır. Bu boyut, Aydın Eli’nde, niteliksel ve tikel özelliğe sahip tarihsel olayların arka planında da kendini göstermektedir. Bu araştırma vasıtasıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır ki, efe ve zeybek olgusunun arka planında uzun bir tarihsel döneme dayanan ve bazı tarihsel olaylarda kendini gösteren psikolojik bir dışavurum vardır. İşte bu psikolojik dışavurum üzerinden hareket edilirse; bölgedeki tepki unsurunu ve bu tepki unsurunun çeşitli vasıtalarla dışavurumu görmezden gelinemez. Bu yüzden Aydın Eli’nde bulunan efe ve zeybek olgusunun arka planında uzun bir tarihsel dönemi içinde barındıran bir tepki kültürü vardır. Ayrıca efelik ve zeybeklik olgusunun ortaya çıkmasında aktör bireylerin (Çakırcalı Mehmet Efe gibi) biyografik geçmişlerinden gelen psikolojik dışavurumlar da o bireylere ait psiko-tarihi arka planı oluşturmaktadır. Bu yüzden Aydın Eli’ndeki efe ve zeybek kültüründe psiko-coğrafya gibi psiko-tarih de önemli bir faktördür. Bu faktör zaman mefhumu devam ettikçe benzer ve farklı yönleriyle Aydın Eli’nde süreklilik göstermeye devam edecektir. Zaten efe ve zeybek olgusunu Büyük ve Küçük Menderes Havzası’nda kültür haline getirerek devam ettirilmesinde bu psiko-tarihi süreklilik önemli bir yapıcı unsur olarak görülmektedir. Bireylerden toplumlara; toplumlardan kurumlara bu süreklilik halen devam etmektedir.” Bu yaklaşım davranışsal psikolojiye uygun olarak deterministik ve mekanik gelebilir. Fakat kültürleme kavramı, kültürleşme kavramıyla olan farkından dolayı bu çalışma için de kullanılabilir. Kültürleme kavramı (enculturation), kültürleşme kavramı (acculturation) ile birlikte kültürel süreçlerden biridir. Kültürleme “insanın çocuk veya ergin olarak kendi kültüründe etkinlik kazanması ve eğitim süreci sırasında karşılaştığı bilinçli ve bilinç-dışı şartlanmalar” şeklinde tanımlanır. Kültürleşme kavramı, kültürleme kavramının zıddı olarak ortaya çıkmaktadır. “Kültürleme insanın kendi kültüründen öğrendiklerinin tümü olduğu halde; kültürleşme insanın başka toplumlardan öğrendikleri veya bir toplumun diğerinden edindiği öğeler veya farklı toplumların karşılıklı olarak birbirinden etkilenmesidir.” Kültürleşme de efelik kültürünü ortaya çıkaran kültürel süreçlerden biridir. Yine Tralleis'de (Aydın'da) bulunmuş chlamys (pelerin) giymiş bir ephebos (delikanlı) heykeli vardır. Bu heykel çok meşhurdur. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunmaktadır. Efe kelimesinin kökenlerinden biri de genç, delikanlı anlamına gelen ἐφήβος (Ephebos, telaffuzu efevos) kelimesidir. Bu etimolojik yaklaşım zayıf bir ihtimal olarak görülebilir. Fakat Efe kelimesi efendi kelimesinin bozulmuş halidir. Bir hitap çekimidir. (Vocative) Efendi=Efendim=Efem=Efe. Bu yaklaşım Şemseddin Sami'nin Kamûs-ı Türkî adlı eserinde yer almaktadır. Kısacası efe kelimesinin kökeni efendi kelimesi olsa da tarihsel arka plan olarak bir tepki kültürü de vardır. Bu tarihsel süreklilik, günümüzde farklı kesimler tarafından farklı şekillerde yorumlanmakta ve sembolik olarak yeniden üretilmektedir.

Efeler Millî Mücadele Dönemi’nde, içlerinde bazı asayiş olaylarına karışanları bile, Gazi Mustafa Kemal (Atatürk)’ün başlattığı tam bağımsızlık hareketi içerisinde yer almıştır. Kuva-yı Millîye olarak katıldıkları mücadelede işgal kuvvetlerini oyalayıp hem TBMM’nin açılmasında hem düzenli ordunun kurulmasında hem de Millî Mücadele’nin kazanılmasında etkili olmuşlardır. Yani sadece ulusal bağımsızlık değil, ulus egemenliğinin yanında yer alarak millî iradenin yanında yer almışlardır. Efeler genelde ulusal bağımsızlık çerçevesinde askerî birlikler olarak düşünülür. Fakat Cumhuriyet’in İlanı ve onun millî irade boyutuyla halka anlatılması konusunda da sembolik isimler olmuşlardır. Bazı efeler Cumhuriyet’in ilk yıllarında Cumhuriyet Halk Fırkası’nda siyaset yapmışlar; törenlerde ve kutlamalarda protokolde ön koltuklarda oturtularak halkın iradesini kanaat önderleri olarak yansıtmışlardır. Bazı cemiyetlere, odalara ve sivil toplum kuruluşlara onlar üye olmuş ve halkın buralara katılması için önderlik etmişlerdir. Yörük Ali Efe bu konuda önemli bir kanaat önderidir denilse abartılı olmayacaktır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında resmî ve millî bayramlarda onu ön sıralarda görmek mümkündür. Aydın perspektifinde düşünülürse, Komiteci Celal ve Galip Hoca lakabıyla Celal Bayar, bazı kaynaklarda İstiklal Savaşı madalyası olduğu yazılan Adnan Menderes, Hukukçu Mahmud Esad Bozkurt, bir dönem başbakanlık yapan Şükrü Saraçoğlu (Efe Başvekil) gibi birçok önemli isim de adları hem efelikle anılmakta hem de Cumhuriyet’in ilk yıllarında millî iradeyi temsil eden birer aktör olarak ortaya çıkmaktadır. Bu aktörlerden biri de Danışmentli İsmail Efe’dir.

Danışmentli İsmail Efe, 1294/1878 yılında Aydın Sancağı’nın Danişment köyünde dünyaya gelmiştir. Aydın'ı Yunan İşgali'nden kurtarmak için savaşan Kuva-yı Millî'ye bağlı efelerden biridir. Özellikle Aydın yöresinde yararlıkları olmuş bir efedir. Ailesi ve çevresindeki insanlar da bu efeyle birlikte hareket etmiştir. Efenin kayınçısı Şerif Ali Oruç, Konuklu Şakir (Aydınoğlu) efenin kız kardeşinin oğlu, Bayram Özdemir Efenin en küçük kardeşi, efenin ağabeyi Hüseyin Efe ve Mehmet Efe’den oluşan meşhur bir stüdyo fotoğrafı da konuyla ilgilenenler tarafından bilinmektedir. Fakat Danışmentli İsmail Efe, efe kimliğiyle tanınsa da aynı zamanda tüccardır. Zahirecilik (tahıl ve un işi), koyunculuk ve zeytincilik yapmıştır. Hatta Nazırlar Su Değirmeni, Tabakhane Çayı kenarında yer alan bir değirmendir. Danişmentli İsmail Efe bir dönem bu değirmeni işletmiştir. Çatısı yıkılmışsa da değirmene ait aksamlar ve pencere korkulukları kısmen korunarak günümüze ulaşmıştır. Bu değirmeni daha sonra aile işletmeye devam etmiştir. Aslında yazımla ilgili kısım hem millî irade hem Danişmentli İsmail Efe hem de Nazırlar Su Değirmeni’yle ilgilidir. 10 Mayıs 1956’da Başvekil Adnan Menderes’e bir mektup yazılmıştır. Devlet arşivlerinden ulaştığım mektup şu şekildedir:

Sayın Takdire Pek Kıymetli Adnan Menderes Ağabeyciğim,

Evvela sonsuz selamlarımı sunarken iki ellerinden hürmetle öperim. Ben İstiklal Harbinde Türkiye'nin her tarafında Kuva-yı Millîye’de hizmet etmiş Danişmentli İsmail Efe'nin kardeşi Hüseyin Efe'nin oğlu H. Hüseyin Efeyim. Babamın fotoğrafını ilişik olarak gönderiyorum. 1955-1956 yılında Karacasu'yun (Karacasu’nun) Çam Köyünde Başöğretmen vekilliği yaptığın gibi genç demokrasinin yani siz büyük babamızın bu memlekete ne kadar hayırlı ve sağlam iş yaptığınızı köylüler anlatırken bütün köylülere Demokrasinin önderi olarak çalışan genç bir demokratım.

Dünyada toprak yerine tuttuğun altın olsun, her yerde sizin bu memlekete ne kadar hayırlı köprüler, fabrikalar, barajlar yaptırdığını cahil köylüleri anlatırken sizinle iftihar duyan ve sizinle övünen ve sizin gibi memleket uğruna hayırlı işler yapan büyük bir şahsiyetin Aydın Vilayetinden yetişmesi biz gençleri övündüren siz büyük babam iftihar etmekle şeref duyar. Genç bir demokratım. Ölünceye kadar izindeyiz ve izinden ayrılmayacağım.

Ailemiz olan büyük annemin hürmetle ellerinden öperim. İnşallah 20 Mayıs’ta Allah kısmet ederse siz büyük babamın yanına gelmek arzusundayım. İnşallah bu arzumu kabul edersiniz. Zaten babam diye bu mektubu yazıyorum.

Sizden bir dileğim var. Siz büyük babam kalbimi kırmaz ve bu dileğimi kabul edersiniz. 1955-1956 Haziran döneminde Maraş Lisesi’nde dışarıdan bitirme imtihanımı gireceğim. Siz büyük babamın gireceğim okula yardımınızı bekler ve 20 Mayıs’ta Maraş'a giderken birkaç gün yanınızda kalmamın arzusunu kabul eder cevabını 18 Mayıs’a kadar göndermenizi beklerim.

Mektubumu (Mektubuma) burada son verirken tekrar ellerinden öper, acele cevap beklerim.

10-5-956 Adresim

Hasan Hüseyin Efe

Nazırlar Değirmeni Sahibi

Hüseyin Efe Oğlu

Aydın

Görüldüğü üzere Kuva-yı Millîye’de hizmet etmiş Danişmentli İsmail Efe'nin kardeşi Hüseyin Efe'nin oğlu H. Hüseyin Efe Başbakan Adnan Menderes’e olan sevgisini bu şekilde belirtmiştir. Üstelik kendini “Demokrasinin önderi olarak çalışan genç bir demokratım” diye de tanımlamıştır. Adnan Menderes’e de babam veya büyük babam diye hitap etmektedir. Ayrıca kendisini Nazırlar Değirmeni Sahibi olarak adresiyle tanıtması Nazırlar Su Değirmeni’nin Danişmentli İsmail Efe ve aile tarafından işletildiğini göstermektedir. Buna benzer millî irade bilinci Yörük Ali Efe’nin oğlu Ali Yörük’te de vardır. Hatta Ali Yörük 27 Mayıs’a karşı çıktığı için Yenipazar’da tutuklanmıştı. Suçu inkılap karşıtı aleyhtarlık yapmaktı ve şebeke kurmaktı. Yani Millî Birlik Komitesi tarafından, Millî Birlik Komitesi yönetimine muhalefet etmek, 27 Mayıs 1960’da darbeye değil de inkılap/devrime (?) karşı gelmekle eş değerdi. Ali Yörük 27 Mayıs Rejiminden sonra 1961 seçimleriyle sivil siyasete geçildikten sonra da siyasi yaşamına devam etmişti. Buradan anlaşılıyor ki Millî Mücadele’ye katılan Efeler ve onun çocukları yalnızca millî bağımsızlıktan yana değil, aynı zamanda millî iradeden yana da olmuşlardır. Cumhuriyet döneminde efelerin ve onların ailelerinin önemli bir kısmı seçimli siyasal hayatı destekleyen bir çizgi izlemiştir. Demokrasi kültürüyle büyümüşlerdir ve bu hayat anlayışlarını yaşamlarında da uygulamışlardır. Aslında vatanseverlik, silah, mücadele, pusu gibi eril kültürle anılan efeliğin tepki kültürünün başka bir boyutu olan demokrasi ve millî irade gibi kavramlarla birlikte anılması bu noktada önemlidir. Bu durum efelerin başıbozuk, isyankâr, savaşçı, kahraman gibi tanımlanan direniş ruhuyla tanımlanmasının yanında efe isminin anlamsal kökeninde bulunan ağırlıkla yani efendilik ruhuyla da alakalıdır. Efelerin Millî Mücadele Dönemindeki kahraman yanları onların ulusal bağımsızlık ruhlarını yansıtırken ulusal egemenlik ve millî iradeden yana olmalarıysa efendilik ruhlarını yansıtmaktadır. Bu nedenle en büyük efelik efendiliktir. Efeler ve onların evlatları da millî iradeye sahip çıkarak efendiliklerini geçmişten günümüze örnekleriyle göstermişlerdir. Tarih, bugünü meşrulaştırmak için değil; bugünü anlamlandırmak için okunmalıdır. Efelik de bu yönüyle sadece siyasetin değil, tarihî ve kültürel hafızanın ortak mirasıdır.

GÖRSEL 1: Efenin Kayınçosu Şerif Ali Oruç, Efenin Kız Kardeşinin Oğlu Konuklu Şakir (Aydınoğlu), Efenin En Küçük Kardeşi Bayram Özdemir, Efenin Ağabeyi Hüseyin Efe ve Mehmet Efe’nin içinde bulunduğu bir stüdyo fotoğrafıdır. Oturan ise Danışmentli İsmail Efe’dir.

GÖRSEL 2: Aydın'dan Hasan Hüseyin Efe adında bir vatandaşın Başbakana mektubu.

Yer Bilgisi: 20113-13, Belge Tarihi: 10.05.1956-00.00.0000, Dosya Ek: A7,

Kurum: 30-1-0-0/Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü

(Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri, Cumhuriyet Arşivi)