KELİMELERİN DEĞİŞSİN, BAYRAM GELSİN, HİÇ GİTMESİN

Uzun zamandir fark ettiğim bir şey var. Az çok hepimiz yapıyoruz ve ise yaramıyor.

Olumsuzu konuşup olsun istemek, yapamadığında odaklanıp mükemmel olmayı dilemek. Faili yok edip farkındalık yaratmaya calişmak işe yaramıyor. Yaramayacak. Çünkü korkuya, manipulasyona ve örtpas etmeye değil. Güvene, güzele ve adalete aitiz.

Rahman ve rahim olana, en güzel sıfatların sahibine aitiz.

Hayatımız, ört pas etmedikçe, korkmadıkça ve manipulasyondan kurtuldugumuzda bayram olacak.

Kadına şiddet diyoruz? Çocuk istismarı diyoruz. En masum halimizle sınav sonrası yavrumuza kaç yanlışın var diyoruz.

Kelimeler değişmezse karanlıkta kalacağız ancak farkında olur ve hakkı teslim ederek kullanırsak hayat bayram olur.

Hadi yakından bakalım.

Mesela;

Kadına şiddet diyoruz.

Tanımlamarımızda bile fail yok edilmiş.

Edilgen bir cümlede yine kadın ve şiddet yan yana ve normalleşmiş.

Üstelik erkek şiddetini kınarken, daha doğrusu erkeği bu denli kendisinden uzaklaştıracak sistemi kınarken.

O yüzden düzeltiyorum.

Kadına şiddet değil!

'Ataerkil Sistemin Erkek Şiddeti'.

Uzun gelmiş olabilir.

O zaman 'erkek şiddeti' diyecegiz.

Diyeceğiz ki yapanda yaptığıda belli olsun.

Ve sen güzel adam. Bu dünyayı senin sevgin kurtacak. Kahramanlık kanında yaratılışında var.

Asıl sen paylaşmalısın resmini ve yanında olmasın insanlığın bu yüce davasının.

Birlikte alacağız bize ait olan hakları, birlikte öğreneceğiz yeniden birbirimizi sevmeyi.

Çocuk istismarı diyoruz. Fail nerede. Çocuk ve istismar yanyana ve normalleşmiş. Fail uzaylı bile olabilir hiç cümlede yok.

Hak olan. Doğru sözlü olmaktır.

Fail erkekse şöyle diyeceğiz.

Erkeğin istismar ettiği masum çocuk.

Çünkü masumluk çocukta ve maruz kalan herkeste baki kalır ve yapılan iğrençlik sadece sadece faile aittir.

O yüzden fark et, kelimelerin değiştiği toplumlarda bilinç uyanır, bilincin uyandığı toplumlarda herkes hakki bilir, hakka saygı gösterir.

En masum halimizle sınav sonrası kaç yanlışın var diyoruz yavrumuza, öğrencimize . Peki neden böyle diyoruz ki?

Bir gün öğretmen eğitimleri sırasında dedimki neden böyle soruyorsunuz? Öğretim dedi ki kaç yanlış yaptığını bilsin diye.

Peki bunu neden bilsin dedim, doğru yapsın diye dedi. Peki neden doğru yapsın dedim. Hayallerine kavuşsun diye dedi.

Ne kadar iyi niyetli olduğunu bildiğim ve çok sevdiğim öğretmene dedim ki peki ama sorduğun soruda ne hayal var ne de doğrular.

Bir an herkes sustu.

Bu soruyla çocukları hayalleri ve doğruları yerine neyi yapamadıklarına odakliyorduk. Ve hatırlayın neye odaklanısak ordan sonuç alıyoruz.

Bakın etrafınıza her şeye sahip olan ama yapmak istemeyen ancak iteleyerek giden bir sürü öğenci.

Peki nasıl sorucaz diye sessizliği böldü hocam.

Mesela dedim;

Sınav sonrası kaç doğruları olduğunu sorun dedim. Mesela 10 sorudan 3 doğrusu olsun.

3 desin. Sen artık dönüşen dünyada dönüşen öğretmen olarak söylemekten değil güçlü sorular sormaktan sorumlusun ya sadece hemen bir soru daha sor. 'Peki bir sonraki sınavda hayallerin için kaç doğruyu hedefliyorsun ?' de.

Düşünsün. Sen cevaba değil düşünmesine odaklan.

Ve mesela 5 desin.

O zaman bir soru daha sor.

'Hayallerine ulaşmak için doğru sayını 5 e çıkartmak için neyi farklı yapacaksın?' de.

İzin ver düşünsün.

Zaten cevabi 10 gün de sürse kendi bulacak.

Ve bulduğunda herşey artık onun için bayram olacak.

Güzel insan,

Sen anne, baba yada eş olarak doğru soruları sor. Hedefledigin sonuç neyse ona odaklayacagin sorular sor.

Kullandığın cümlelere ve içinde ki kelimelere dikkat et.

Açık olsun, net olsun, içinde hak olsun.

Neyi yapamadığını bilerek nasıl yapacağını bulamıyor. Suçluyu ört pas ettiğimizde hiç birşey değişmiyor.

Bu bayram kelimelerin değişsin, bayram sana gelsin ve hiç gitmesin.

Sevgilerimle.