Bir Kişi Yeter

“Dünyayı ben mi değiştireceğim?”

Belki de günümüzde en sık kurulan cümlelerden biri bu. Haksızlıklar karşısında, çevremizde olup bitenleri izlerken ya da hayatın sıradan akışı içinde aynı düşünce zihnimizden sürekli geçer:

“Tek başıma neyi değiştirebilirim ki?”

Oysa tarih de, hayat da bize bambaşka bir şey söyler. Büyük değişimler, çoğu zaman tek bir insanın attığı ilk adımla başlar.

Bir kişi, bir başkasına iyilik yapabilir. Umudunu yitirmiş bir insanın elinden tutabilir. Bir çocuğa zaman ayırabilir, bir yaşlının yalnızlığını paylaşabilir ya da toplu taşımada yer verebilir.

Bir kişi ihtiyacı olana omzunu uzatabilir, bir hayır kurumuna bağışta bulunabilir ya da hiç tanımadığı biri için içtenlikle dua edebilir.

Bir kişi, yazdığı bir şiirle, bestelediği bir şarkıyla ya da kaleme aldığı bir romanla milyonlarca insana dokunabilir.

Bir kişi, öğretmen olur; yetiştirdiği öğrencilerle geleceği şekillendirir.

Bir kişi, bilim insanı olur; insanlığın ufkunu genişleten bir buluşa imza atar.

Bir kişi, haksızlık karşısında sessiz kalmaz; ilk itiraz eden, ilk ayağa kalkan olur.

Bir kişi, bir kampanya başlatır ve sesi duyulmayanların sesi olur.

Bütün bunlar küçük adımlar gibi görünebilir.

Ama büyük değişimler, zaten küçük adımlarla başlar.

Çünkü iyilik bulaşıcıdır.

Cesaret de öyle.

Umut da…

Bir insanın attığı ilk adım, başka insanların da yürüyeceği yolu açabilir.

Ve her büyük dönüşüm, önce bir insanın “Ben başlayacağım.” demesiyle mümkün olur.

O bir kişi siz olabilirsiniz.

O bir kişi ben olabilirim.

Aslında o bir kişi hepimiz olabiliriz.

Her gün sayısız seçim yapıyoruz.

Bugün de bir seçim yapabiliriz.

İyiliği seçebiliriz.

Cesareti seçebiliriz.

Sorumluluk almayı seçebiliriz.

Dünya elbet bir anda değişmez. Önce bir insan değişir, sonra bir aile, sonra bir mahalle, sonra bir şehir…

Her büyük değişim, tek bir insanın attığı o ilk adımla başlar.

Belki de o adımı atmasını beklediğimiz o kişi, başkası değil; aynaya baktığımızda gördüğümüz insandır.

Yaşam coşkunuz daim olsun.