ALLAH BİZE HER ŞEYİ VERDİ, BİZ ONA NE VERİYORUZ?

Saygıdeğer okuyucularım

İnsan, insan türüne göre yaratılmış özel bir varlıktır.

Bu türün yani insanın varoluşu yaygın olarak bilindiği gibi Âdem Aleyhisselam babamızla başlamıştır. Allah-u Tealâ Kur’an-ı Kerim’ de bize bunu böyle bildiriyor.

Meleklerine; “Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim.” Dediğinde melekler ona: “Yarabbi biz seni yüceltiyoruz sana ibadet ve itaat ediyoruz, insanı neden yaratacaksın? Kaldı ki o yeryüzünde karışıklık çıkartacak, kan dökecek” dediler.

Allah-u Tealâ Kur’an-ı Kerimde insana kalp, göz, kulak verdiğini, bu organlar ile insanın itaatsizlik yapmayacağını, kargaşa çıkarmayacağını, kan dökmeyeceğini de bildirmektedir. Bu organları kullanmadığı takdirde ise insanların diğer varlıklardan daha aşağılarda olabileceğini de bildirmiştir.

Ne acıdır ki, insan kendisine yaratanı tarafından yeryüzünde yaratıcının vekili yani halifesi unvanıyla anılmasını duymayarak, diğer varlıklar ile kendisi arasındaki üstün farklılığı görmeyerek, zaman zaman kendisinden beklenmeyen davranışlarda bulunmaktadır.

Yeryüzünün içindekileri, gökyüzünü, gökyüzünün içindekileri Allah insan için yarattığını bildirmiştir. Bazı insanlar bunu da anlayamamaktadır. Yeryüzünde gezerken onun güzelliklerinden istifade ederken, gökyüzünün mükemmelliği karşısında hayranlık duyarken, hatta ondan zaman zaman ilham alırken Yaratan’ ı unutması anlaşılması zor bir durum.

Dünya hayatının nasıl olduğunu Allah-u Tealâ Hadîd Sûresinin 20. Ayetinde şöyle bildiriyor: “Bilin ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir gösteriş, aranızda övünme, mal ve evlatta birçokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki, bitirdikleri çiftçileri imrendirir, sonra kurumaya yüz tutar. Bir de bakarsın ki sararmıştır, ardından da çer çöp haline gelmiştir. Ahirette ise ya çetin bir azab yahut Allah’ ın bağışlanması ve hoşnutluğu vardır, dünya hayatı sadece aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir.”, Enbiya Sûresinde’ de Cenab-ı Allah Dünya hayatının bir oyun, bir eğlence olmadığını bildirmektedir.

Allah-u Tealâ diyor ki: “Ben gizli bir hazine idim bilinmek istedim ve insanı yarattım.”, yine Allah-u Tealâ diyor ki: “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım”. Buradaki bilinme ve ibadet; Allah-u Teala’ nın bilinmesi, bunun karşılığında insana her şey verildiği, her şeyin onun emrinde olduğu halde bilinen Allah’ a itaat ve ibadet edilmesidir. Allah’ ın koyduğu helal-haram sınırlarının önemsenmesidir. Bu çerçevede ahlaklı olunması, hak ve hukukun gözetilmesidir.

Hal böyleyken, insanın kendisine her şeyi veren Allah’ a hiçbir şey vermemesi gibi bir duruma düşmesi, aklını kullanmaması, gözünü kör etmesi, kalbini karartması anlaşılabilir bir durum değildir.

Allah’ a karşı sorumluluklarımızı bilerek yerine getirilmesi şuuruyla

Sağlıcakla kalın.