Tenceren Senden Parlak Olmasın Güzel Kadın

  • AYREF
  • AKIN YANGIN AGS

Güzel Kadın,

Dünyayı verseler sana doyurursun? Peki sen neye açsın biliyor musun?

Ya da her şeye yetişmen gerektiği öğretildiği için uğraşıp didinirken kendine geç kalmış olabilir misin güzel kadın?

Şimdi tencereni al ve aynanın karşısına geç bak bakalım kim daha parlak kadın?

Bir şekilde bu çarktan kurtulmak adına çarkın en güzel dişlisi nasıl oluverdik şimdi bunu düşünmenin zamanı güzel kadın!

Kadının kendi gücünü unutması ve çarkın en güzel dişlisi olmasını nasıl sağlamış olabilirler? Bunu her gün düşünmeliyiz!

Astığı çamaşırın nasıl gözüktüğü, evinin ne kadar temiz olduğu çocuğunun ne kadar iyi giyindiğine ve ne yedirdiğine hapsedilmiş kadınlardan bahsedeceğim. Çünkü şekil bu kadar önemli iken hisse ve duygulara yer kalamaz. Ve sistemin tam olarak istediği budur. Çünkü Kadının his ve duygu olduğunu çok iyi bilir. Hissedebildiği ve duygularını fark edebildiği kadar güç’tür, gücün kendisidir kadın! Bizi bu güçten uzaklaştırmak için hissetmek ve duygularla ilgili herşey aşağılanma konusu olmuştur.  Mesela iyi hissettiğinde içten bir gülümsemen ve kahkahan ile şeye benzetilirsin, olurda ağlarsan zaten zayıf ve acizsindir. Tanıdık geldi mi?

Bakın etrafınıza, bir kadın bir iş yaparken bile yapacağı başka bir işi düşünür. O bitince de başkasını. Ve o bitince de bir başkasını. İşyerinde de aynıdır. Eve gelince de aynıdır. Kendisini de işin hiç bitmediğinden veryansın ederken bulursun. Bu demek oluyor ki, iş yapmadığı zamanlarda da veryansın ederek dahi işten bahsederken bulursun.

Kadını anlamsız işlere her şeyden daha çok anlam katarken bulmalısın, hiç bir şey yapmadığını da düşünmemeli çünkü. Tam tersi o kadar meşgul olmalı ki, dünya savaş alanına dönerken, son ağaç kesilirken, bebekler parçalanıp organları satılırken, küçük kız ve erkek çocuklarına tecavüz edilirken, liyakat ortadan kalkarken, tek düşündüğü, perdelerin koltukla uyumu, düzenli dolap içleri, bir sıra asılmış çamaşırlar, özenle ütülenmiş çarşaflar ve yerde olmayan kırıntılar olabilsin. Daha temiz daha düzenli olmak için kendinden ve dünyadan geçsin. İşte bu da ilk sorunun cevabı güzel kadın.

Yoksa, hiçbir türlü kutsal olarak yaratılmış ve bu dünyaya dönüştürme gücünün tek sahibi olan, yaratıcı, dengede, neşede ve akışta olan kadından böyle önce kendinden vazgeçen bir kadın yaratmazsın.

Bak mesela elinden geleni yapıp en iyi ev işini çıkarmaya çalışan, bu arada işe giden, çocuklarına bakan kadının başına da kafasını gömdüğü yerden hiç çıkaramasın diye bir kadın daha yaratır sistem. Annesidir!

Mesela uzun süre görüşmedikten sonra evine ilk girdiğinde neye bakar biliyor musun bu anne kadın, evi yeteri kadar temiz mi diye bakar!!! Şaka şaka yok canım öyle olmuyor demi, anneniz geliyor ve gözlerinizin içine bakıyor ve şunu diyor, boşver kızım evi / temizliği / düzeni sen iyi misin onu söyle!!!

Yok yok bu hiç olmuyordu. Hep ama hep ilki oluyordu. Hatta iş o kadar önemli ki, eve giren anne kadın, aa çamaşırları içeri mi astın, kokacak dur ben şunları dışarı asayım deyiverir. Ve sen bir kız çocuğu olarak en iyi bildiğin hisse geri dönersin, ne kadar uğraşırsan uğraş, hep eksiksin, hiçbir zaman yeterli olmayacaksın. Çünkü o anne kadın da toplumun onda yarattığı eksiklik hissini ancak işe yaradığında hissetmez ve aslında amacı kızına kötü hissettirmek değil, işe yaramaktır. İşe yaramak istediği için sürekli eksik arar durur.

İşte buna ataerkil sistem diyoruz güzel kadın senin de çok iyi bildiğin gibi.

Şimdi şu ana kadar sana bilmediğin bir şey yada yaşamadığın bir şey söylemedim. Bu arada tabi ki bunları yaşamadıysan ne şahane o ayrı. Büyük büyük anneanneni, büyük anneanneni, anneanneni, anneni ve seni kalbinizden öperim. Sadece sana değil hepimize şifa oluyorlar çünkü.

Hani bir huzursuzluk var ya, işte o daha iyisini ve yani aslımızı bilen atalarımız sayesinde var.

İşte huzursuzluğu kovalamaya çalışma güzel kadın, mindfullnes dedikleri tamda bu. Geç içinden hatta sev onu, sevin huzursuzluğunuzu, yoksa daha iyiye ve güzele hareket etmemiz çok zor olurdu.

Her şey kadının kendi hakkını kendine teslim ettiğinde, tenceresinden daha parlak olmaya karar verdiğinde mümkün olacak?

Bu, çocuğumuzun saçını okşamaya ayırdığımız vakitten daha fazla vakti çaydanlığı ciflemek için ayırdığımızı fark ettiğimizde olacak. Bu birisi çaydanlık iken başka bir kadın için işe ayırdığı vakit olabilir. Bunun için  işte olmadığımız zaman aklımızın işte olması bile yeter, yada geçmişte yada gelecekte. Bir tek orada çocukta  ve kendi ihtiyaçlarımızda değilizdir.

Hayatımızda gerçekten neyin önemli olduğunu hangisine daha çok vakit ayırdığımızda saklıdır.

Kalbimizden geçenle davranışlarımız hizalandığında önce kendimize, sonra eve ve dünyaya huzur ve bereket gelir.

Habire habire o pis kadın olmamak için tencereyi parlatırken çocuğumuzla birlikte bizim de ruhumuz kararıyordu, yerde bir tane toz görmemek için her şeyi sürekli derli toplu tutmaya çalışırken çocuğumuzla birlikte darmadağın oluyorduk. Geçmişin hiç tükenmeyen dertleri ve kocanın hiç gelmeyen ilgisinin öneminde çocuğumuzla birlikte kuytularda kayboluyorduk.

Ne kocaymış be!!!!

Yıkılan tüm çocuklukların ardında fiziksel olarak var olan, ruhen olmayan bir kocanın peşine düşmüş, gül peşine düşerken ayakları altındaki papatyaları ezen aşık misali, önce kendinin sonra doğal olarak çocuklarının üstünden geçen bir anne var!

Böyle olunca annenin instagram profili ne kadar şahane ve özelinesi olsa da anne kendini sevemez. Kendiyle birlikte aslında kadınlığını da sevemez. Ve çocuklar duygu okur. Yani söylenilen ve istenilenin pek anlamı yoktur. Çocuk sünger gibi duyguyu emer ve onun üzerine (bilinçaltı) bir dünya inşa eder. Annenin ruhu böyle karanlık, darmadağın ve kaybolmuşken yetiştirdiği kız çocuk da kendini nasıl seveceğini bilemez ve erkek çocuk da bir kadını nasıl seveceğini bilemez.

Ve Jung'ın dediği gibi, ''Bilinçaltınızı bilince taşıyana kadar, bilinçaltınız yaşadığınız hayata karar verecek ve siz ona kader diyeceksiniz.''

Çocuklar, görebilirsek kutup yıldızlarımızdır, bizi bize getirmek için en güzel vesiledir. Ve bu çocuğun illa senin çocuğun olması gerekmez.

Çünkü bir kadının illa çocuk doğurması gerekmez.

Çünkü kadının doğurması gereken tek şey illüzyondan arınmış gerçek halidir.

Kendini doğurmaya vakit ayırmalıdır kadın!

Ve kendine hamile kalarak dünyaya verdiği emeği, sevgiyi, zamanı ve değer önce kendisine vermelidir.

Çünkü büyümek demek kendi gerçeğine ulaşmak için her şeye sahip olduğunu fark etmek demektir.

Dünyada ne varsa Kadın’ın eseridir demiş ulu önder Atatürk. O zaman tüm iyi şeylerin ve iyi olmayan şeylerin de sorumluluğunu almak gerekir.

Öldürülen kadınlara bakıp küçücük bir erkek çocuğunu o denli vahşi bir insanlık dışı yaratığa çeviren de bir kadın. 

Ve yine önce kendi kalbini sonra varsa çocuklarını yada dokunduğu her şeyi en güzel haline çevirmiş ve bu dünya da güzel olan ne varsa mümkün kılmış olan da yine bir kadındır.

Ve kadın kadına dost olduğu gün, kıskanmaktan özgürleştiği gün, bakıp bakıp ayıp aramadığı gün, dedikodu – gıybeti popülerleştirmediği gün, babannem gibi erkeğin hası karısını dövendir demediği gün, dünya cennet olacak. İşte her şey bu kadar basit ve zor.

Şimdi söyle güzel kadın, baktın mı tencerelerine senden parlak mı?

8 Mart Kadınlar Günün kutlu olsun güzel kadın.

Hep hatırla, Yüce Allah rahim sıfatını sana bahşetti. Sen kalbinden geçen her şeyi mümkün kılacak güç ile dünyaya geldin.

 

Sevgilerimle,

 

Hilal Çatak

Profesyonel Koç/ ICF

Adler & Erickson & POY

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.