Tasarruf Oranlarının Ekonomik Büyüme Üzerindeki Etkisi ve Cari Açık

  • AYREF
  • AKIN YANGIN AGS

Cari açık, ülkeler arasındaki mal, hizmet ve finansal akışı ölçen bir gösterge olup bu kavramı yurtiçi tasarruf ve yatırım oranları arasındaki fark olarak tanımlamak da mümkündür. Dünyada bazı ülkeler cari fazla verirken bazıları ise cari açık vermektedir. 2019 verilerine göre dünyada en fazla cari fazla veren ülke 275 milyar $ ile Almanya olup bu ülkeyi 185 milyar $ ile Japonya, 141 milyar $ ile Çin takip etmektedir. Küçük bir nüfusa sahip olmasına rağmen Hollanda ise 90 milyar $ ile dördüncü sırada yer almaktadır. Dünyada en fazla cari açık veren ülke ise 480 milyar $ ile ABD olup, bu ülkeyi 113 milyar $ ile İngiltere, 49 milyar $ ile Brezilya takip etmektedir. Salgının yaşandığı 2020’de ise cari fazla veren ülkeler sıralamasında liderlik el değiştirmiştir. Salgını daha kısa sürede atlatan Çin, 2020 yılında 310 milyar $’lık cari fazla vermiş ve birinci sıraya yükselmiştir. Almanya da geçtiğimiz yıl cari fazlasını 261 milyar $’a yükseltmiş olup bu artışa rağmen liderliği Çin’e kaptırmıştır.

Yüksek cari açık oranları bir ülke ekonomisinin kırılganlığını arttıran temel faktörlerden biridir. Bununla birlikte aynı cari açık oranına sahip iki ekonomide söz konusu açığın hangi ülke açısından daha tehlikeli olduğunu analiz ederken yurtiçi tasarruf oranları önemli belirleyicilerinden biri olmaktadır. Diğer bir ifade ile aynı cari açık oranına sahip ülkelerde daha düşük tasarruf oranına sahip ülke, daha kırılgan bir yapıya sahiptir. Yüksek tasarruf açığına sahip ülkeler uluslararası sermaye hareketlerine karşı çok daha duyarlı bir hale gelmekte ve bu ülkelerde makroekonomik istikrarının tesis edilmesi güçleşmektedir. İktisadi büyümeyi kronik bir hale getirecek şekilde yurtdışı finansmana bağımlı hale getiren ülkeler (diğer bir ifade ile sürekli yüksek cari açık veren ülkeler) dış şoklara karşı daha hassas bir duruma gelmekte ve bu tür dışşal şoklardan daha sert bir şekilde etkilenebilmektedir.

Harrod (1939), Domar (1946) ve Solow (1956) gibi iktisatçılar büyüme modellerinde tasarrufların rolü üzerinde durmuşlardır. Bu iktisatçılara göre artan tasarruf oranları, yatırımları destekleyerek iktisadi büyüme üzerinde uyarıcı bir etkide bulunur. Literatürde tasarruf oranları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi inceleyen yakın dönemli çalışmalar da bulunmakta olup Ganioğlu ve Yalçın (2013) 1993-2010 dönemini kapsayan ve 46 ülkeyi panel veri yöntemi ile analiz ettikleri çalışmalarında özellikle düşük ve orta düzeyde tasarruf oranına sahip ekonomilerde yurtiçi tasarruf oranlarındaki artışın iktisadi büyümeyi pozitif olarak etkilediklerini tespit etmişlerdir. Alper (2018: 980), 2005-2016 dönemine ilişkin olarak Türkiye, Brezilya, Rusya, Hindistan ve G.Afrika ülkelerini incelediği çalışmasında tasarruf oranlarındaki %1’lik bir artışın iktisadi büyümeyi % 0,5 oranında arttırdığı sonucuna ulaşmıştır. Aynı çalışmada tüketim harcamalarındaki %1’lik bir artışın ekonomik büyümeyi % 0,41; yatırım harcamalarındaki artışın ise iktisadi büyümeyi % 0,25 arttırdığı tespit edilmiştir. Portföy yatırımlarının ise büyüme üzerinde pozitif etkisi olmakla beraber bu katkının istatistiksel açıdan önemsiz olduğu belirlenmiştir.

Bu noktada ülkelerin yurtiçi tasarruf oranlarını incelemekte yarar bulunmaktadır. En yüksek tasarruf oranları doğu ülkelerinden Çin ve Singapur’da görülürken, bu ülkeleri Avrupa’dan Norveç ve Hollanda takip etmektedir. Söz konusu ülkeler aynı zamanda cari fazla veren ekonomiler olup en düşük tasarruf oranlarının görüldüğü ABD, İngiltere gibi ülkeler ise yüksek cari açık oranlarına sahip ekonomilerdir. Nitekim ABD’de 2007-2008’de yaşanan Küresel Kriz ve 2010’da Yunanistan, İspanya, İtalya, Portekiz’de yaşanan Avrupa Borç Krizi’nde bu ülkelerdeki düşük tasarruf oranlarının da rolü bulunmaktadır.

Türkiye’de ise brüt tasarrufların milli gelire oranı 2019 itibariyle % 26 düzeyinde olup 2019 yılında 1,6 milyar $ cari fazla (2001’den bu yana ilk kez) verilmiştir. Kasım-2020 verileriyle son on iki aylık cari işlemler açığı ise 38 milyar dolar seviyesindedir. Bu rakamın yeniden yükselişe geçmesinde, salgın nedeniyle turizm gelirlerinde yaşanan ciddi daralmanın büyük bir payı bulunmaktadır. Ülkemizde turizmden 2020 yılında sadece 12 milyar $ gelir elde edilirken 2019 yılında bu rakam 34,5 milyar $ seviyesindeydi.

Grafik.1: Brüt Tasarruf Oranları-2019

Kaynak: Dünya Bankası ve OECD                        * Milli Gelire Oranla

Son olarak, tasarruf oranları büyüme ile yakın ilişki içerisinde olmakla birlikte bu tasarrufların verimli bir şekilde kullanılması da ekonomik performans açısından son derece önemlidir. Ekonomik kaynakların sürekli olarak geleneksel ve etkin olmayan sektörlerde daha fazla kullanılması diğer bir ifade ile tasarruf kaynaklarının etkin bir şekilde tahsis edilememesi, ekonomik büyümede arzu edilen atılımın gerçekleştirilmesinin önünde ket vurucu bir engel oluşturabilecektir. Kaynakların verimli kullanılması hususunu bir sonraki yazıda biraz daha detaylı olarak yazıyor olacağım.

 

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.