Bir Röportaj'ın Düşündürdükleri

  • AYREF
  • ECUMASTERS AYDIN

Saygıdeğer okurlarım;

 

            Sizleri sevgi ve hürmetlerimle selamlıyorum. Mübarek Ramazan ayınızın bereketli bir şekilde geçirmenizi diler, sağlık ve mutluluk içersinde en yakınlarınız ile birlikte Bayrama ulaşmanızı niyaz ederim.

 

            Efeler Haberde yazmaya başladığımdan beri yerel siyaset konularına hiç girmemiştim, girmeyi de düşünmüyordum.

 

            Aydın’lıların yakından tanıdığı Sayın Ahmet Gözen, 19.04.2021 tarihinde köşesinde İyi Parti İl Başkanı Sayın Süleyman Demirci ile yapmış olduğu röportajı kamuoyuyla paylaştı. Böylece ben de bu röportaj vesile ile İl Başkanının görüşlerine muttali oldum.

 

            Sayın Gözen’in güzel sorularla Sayın İl Başkanı’nın içindeki düşüncelerini dışa vurdurması, orta yere döktürmesi de bir gazeteci için önemli bir başarıdır diye düşünüyorum.

 

            Bilhassa Büyük Şehir Belediye Başkanı ve CHP hakkında söyledikleri ile Sayın İl Başkanı’nın ne kadar yüksek bir “Siyasi Zekâ” ya sahip olduğunu görüyoruz.

 

Şöyle ki; ortaya koyduğu görüşleri ile Parti’sinin “Millet İttifakı” ile ilgili politikasını ve Genel Merkez’inin uygulamalarını “dizayn” etmek gibi bir isteğinin olduğu anlaşılıyor. Bir başka husus da, herhalde İl Başkanlığını yeterli görmediği, bu görüşlerini anlatmak, savunmak ve uygulamaya geçirmek için Parti’sinin içersinde daha üst makamlara tırmanma arzusu da olabilir. Parti içi siyaset yarışında bu da anlaşılabilir bir durumdur.

 

Ama bir de baktık ki, Sayın İl Başkanı verdiği bu röportajın ardından ve hiç vakit kaybedilmeden apar topar Ankara’ya Genel Merkeze çağırıldığını duyuyoruz.

 

Genel Merkez yetkilerince, İl Başkanı Sayın Süleyman Demirci’ye İyi Parti’nin İttifak Politikaları onun anlayacağı şekilde izah edilmiş. İyi Parti Aydın Teşkilatını “Dizayn” etmekle suçladığı Sayın Çerçioğlu ve CHP ile ilgili görüşleri Genel Merkez tarafından kabul görmediği gibi, bu kere kendisi yeniden “dizayn” .edilerek geri gönderilmiş gibi görülüyor.

 

Peki, bunu nereden anlıyorsunuz diye sorabilirsiniz. Şuradan anlıyoruz. Ankara’dan dönünce apar topar bir açıklama yayınlayarak belki de eline tutuşturulan bir metinle, Ak Parti’ye, MHP’ne ve Cumhur ittifakına aslı asları olmayan, kendisini düştüğü girdaptan kurtarmaya yönelik “siyasi zeka” seviyesi yüksek birine yakışmayacak suçlamalarda bulunmuştur.

 

Yapmış olduğu bu açıklama şu manada da yorumlanabilir. “Sayın Çerçioğlu ve CHP’den, röportajda söylediğim sözlerimi yaptığım suçlamalarımı geri alıyor ve sizlerden özür diliyorum anlamı” da taşıyor olabilir.

 

Sayın İl Başkanı böyle söylemese de, “siyaset” te bu şekildeki geri adımlardan bunlar anlaşılır ve bu doğrultuda yorumlar yapılır. Aslında Sayın Demirci’nin yaşı ve ikinci kez geldiği İl Başkanlığı tecrübesi siyaseti daha tutarlı ve sağlıklı yapmasına yeterli gelmesi gerekirdi diye düşünmeden de edemiyorum.

 

Peki, bu işe neden karıştığımı da ifade etmek isterim. Şahsen İyi Parti ile CHP’nin ilişkileri, İl Başkanı’nın Sayın Çerçioğlu’nu suçlaması beni hiç ilgilendirmez. Ben de karışmam. Bu konuya girmemin ve bu yazıyı yazmamın esas nedeni, Sayın Demirci’nin Ankara dönüşü zevahiri kurtarmak için Ak Parti ve Cumhur ittifakına yapmış olduğu haksız, mesnetsiz, doğru olmayan ve iftira niteliğindeki suçlamalarıdır.

 

Aydın’lılar da biliyor ki ben Ak Parti’nin kurucu İl Başkanıyım. Aynı zamanda ilk Milletvekillerinden birisiyim.

 

Ülkenin çok zor şartlar altına düşürüldüğü, krizlerin birbiri peşi sıra geldiği, vesayetin hüküm sürdüğü, aynı zamanda uygulanan çeşitle vesayetlerin altında ezilen hükümetlerin ülke yönetiminde olduğu, bilhassa muhafazakâr ve inançlarını yaşamaya çalışan vatandaşlarımızın ötekileştirildiği, her türlü haksızlığa uğradığı, memleketin yönetilemez hale geldiği bir dönemde, Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının, “Ey Milletim” biz varız, imdadınıza yetişeceğiz, sizin için her şeyi yapacağız, sizi layık olduğunuz yerlere taşımaya söz veriyoruz, sizler için canımız fedadır, bu bozuk giden işleri ve durumu “Allah’ın izni ve sizin Desteğinizle” her şeyi düzelteceğiz diye yola çıkan bir ekibin içinde bir Aydın’lı olarak yer almam bana bu yazmamı emretti.

 

İşte o günlerde Aydın’da insanların çekindiği, her türlü engellerin yapıldığı ve hatta tehditlerden ürktüğü, Ak Parti’ye iktidarı vermezler, Tayyip Erdoğan “Muhtar” bile olamaz denildiği, Sayın Genel Başkanımızın hukuksuz bir şekilde görevden alınarak mahkeme mahkeme dolaştırıldığı ve her türlü baskıların had safhada olduğu bir dönemde, çekinmeyen, korkmayan, memleketin hali ve pürmelalinini kendisinden önce düşünen, İl Yönetiminde görev almak isteyen ve alan “fedakâr, cefakâr” arkadaşlarımızla, on yedi İlçe ve Beldemizde “Büyük Bir Mücadele” vererek Ak Parti’yi kurduk ve ülkemizin bugün ulaştığı yerlere gelmesinde bir parçacıkta olsa katkımızın var olduğunu düşünüyor, bundan dolayı “ben ve kurucu” arkadaşlarım bugün kıvanç duyuyor ve mutlu oluyoruz.

 

O gün bu büyük yükü omuzlayan, taşın altına elini koyan, teşkilatlarımızda görev alan kurucularımızın tümüne, Kadın Kolları ve gençlik kollarına, üyelerimize ve seçimlerde desteğini esirgemeyen Aydın’lılara bugün bu vesile ile teşekkür ediyorum.

 

Şimdi gelelim Sayın Demirci’nin röportajda bahsettiklerine ve arkasından yaptığı açıklamasında yazdıklarına.

 

Sayın Gözen’in Sayın Süleyman Demirci’ye sorduğu çeşitli sorulara verdiği cevaplar noktasına ve virgülüne dokunulmadan aşağıdaki gibidir.

 

    • Cemal Bey başarılı değildi, Hiç çalışmadılar
    • Cemal Bey Özlem Hanım istekleri doğrultusunda uyum gösterdi,
    • Delegelerin Cemal Bey’e tepki göstermesiyle “ben seçildim”,
    • Ak Parti’den kurtulmak ve iktidara gelmek için kurulduk.
    • Hala bana ve Söke İlçe Başkanımıza indirek olarak tehditler geliyor.
    • Fatih Akkentli, bizim ilçe başkanımızı tehdit ediyor.
    • CHP, Cumhur İttifakının önünü açtı, onlarla işbirliği yaptı,
    • Biz CHP’ye nasıl güveneceğiz. AKP ve MHP ile hemen işbirliği yapabilecekler.
    • Millet ittifakına ihanet edildi,
    • Bunlar Aydın’da Meydanı boş bulmuşlar.
    • CHP’liler 15 gün indirek olarak bana sopa gösterdiler, 
    • Biz bunu yemiyoruz bir tarafa yazdık,
    • İyi Parti’yi Özlem Hanım dizayn etmeye çalışıyor. Yani bu durumda savaş başlatabiliriz.
    • İyi Parti ilçe başkanları ile görüşmek istemeyen bir Özlem Çerçioğlu var,
  • SAYIN ÖZLEM ÇERÇİOĞLU, İYİ PARTİ TABANINI HOŞNUT ETMEZ İSE SEÇİLME ŞANSI SIFIRDIR.
  • İyi Parti tabanı gidişattan hiç memnun değil,
  • Ve Aydın ilinde felakete doğru gidiyoruz, 80 bin fark çok çabuk kapanır,
    • Özlem hanım şu anda beni görevden aldırmak için kongrede kaybetmiş gruplarla beraber,
    • Tutarsız davranan CHP’lilerdir. Millet ittifakına ihanet edildi,
    • Bizim parti iç işlerimize Özlem Hanımın karışmaması gerekir,
    • Bu şekilde sarı bina bu ittifakta biz aday çıkarırız. Ve bizim olmalı sarı bina,
    • Çünkü orada Aydın beyliği var,
    • İstihdamın i’si bile yok. Büyükşehir’e benim ve Cemal Bey döneminde bir kişi alınmadı,

 

               Burada sadece şunu söylemek isterim. Bir siyasi parti’nin İl Başkanı Parti’sinin İl’deki lideridir. Bu liderlik bazı yükümlükleri de beraberinde getirir. Hele İl Başkanlığına aday iseniz, “Delegeler ve Partililer” sizin görüşlerinizi, hedeflerinizi, İl, İlçe, Belde ve Köyler ile ilgili gelecek tasarımlarınızı, ilkelerinizi ve daha birçok düşüncelerinizi bizzat adayın ağzından duymak ve öğrenmek ister.

 

               İyi Parti Aydın İl Başkanı Süleyman Demirci’nin yukarıda söylediği sözlerinden çark ettiği  açıklamasında yazıp söylediklerine bakalım;

 

    “Seçilmiş İl ve İlçe Başkan ve yönetimleri, seçilmiş Milletvekili, seçilmiş belediye başkan ve Meclis üyeleri ile ülkemizin en ağır koşullarının yaşandığı bu dönemde,

 

  • Ekonominin dar boğaza girdiği,
  • Pandeminin yönetilemediği,
  • İnsanımızın ötekileştirildiği,
  • Adalet ve liyakatin kaybolduğu,
  • Bunun da iktidar eli ile yapıldığı,
  • Cumhur iktidarının (AKP, MHP, BBP, VATAN) kendinden olmayana zillet dediği,
  • Aklın ve izanın ötelendiği,
  • Ülkenin altına dinamit konduğu süreçte,

 

Millet İttifakı bir ve beraber olarak yoluna emin adımlarla devam etmektedir, edecektir.

 

İl Başkanımız ve yöneticilerimizin başta Büyükşehir Belediyesi ile alakalı yapmış oldukları açıklamalar kesinlikle birlikte yol yürümenin sorumluluğunda ortak olduğu ve halka hizmetin ulaşılabilirliği ön planda tutularak yapılma arzusu taşımasına rağmen,

  • Bazı cümleler anlam dışına çekilmiş,
  • Bazı cümleler de gazeteci arkadaşların yüklediği anlam ile vücut bulmuştur.

 

Üzerinde durulması gereken husus Millet İttifakının ülkemizde birlik ve beraberliğin, ilimizde de aynı kararlılık ve azimle devam ettiğidir.

 

  • İyi Parti olarak tarafımızca, Belediye Başkanlarımız ve Meclis Üyelerimizin açıklamaları da İl Başkanlığımızca Demokrasi açısından bir değer olarak görülmektedir.

 

Bu bağlamda öncelikli olarak İl Başkanlığımızca İlçe Başkan ve Meclis üyelerimizle bir araya gelerek konuyu tüm detayları ile ele aldıktan sonra Millet İttifakımızım paydaşı Cumhuriyet Halk Partisi ve Büyükşehir Belediye Başkanı ile bir araya gelerek sevdamız Aydınımıza hep birlikte daha nasıl fayda sağlayabileceğimizi görüşeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

 

Değerli okurlarım, kıymetli Aydın’lılar, yukarıda röportajda söyledikleri yüzünden Ankara’ya çağrılarak, Genel Merkez’den gerekli dersi aldıktan ve nasıl hareket etmesi, neleri söylemesi ve ne şekilde konuşması gerektiği hususlarında “dizayn” edilen kişi “Yerel İktidarın” yani “İttifak” ortağının İl Başkanı’dır.

 

Ama bu ders verme, dizayn etme işi pek işe yaramamış anlaşılan, açıklamasında da neler söylediğinin farkında değil.

 

Siyasete 1986 yılında MHP içersinde siyasete girmiş bir kişi, 1997 yılında MHP Genel Başkanlığına seçilen Sayın Bahçeli ile “İktidar” olunamayacağı kanaatini on dokuz yıl geçtikten sonra farkına varmış, kendi partisinin tarihini bilmeyen bir İl Başkanına ne söylemeliyim ki.

 

Onun içindir ki birinci tavsiyem;

Demokrasi döneminde, Menderes, Demirel, Özal, Erbakan ve Erdoğan gibi Başbakanlar gelmeseydi neler olurdu acaba diye çokça düşünerek fikir geliştirmeli ve gerekiyorsa “İstihare” ye yatmalı,

 

İkinci tavsiyem;

Cumhuriyet döneminin 2002 yılına kadarki gelişmelerini yeniden gözden geçirmesini ve 2002 – 2021 dönemi ile özümseyerek kıyaslamasını,

 

Üçüncü tavsiyem;

Ülkenin altına gerçek anlamda dinamit koymaya çalışan, sınırlarımız içersinden toprak talep eden, başta ABD olmak üzere, İsrail ve NATO üyesi bazı malum devletlerin desteğini alarak, 40 yıldan beri “Terör” estirerek, Ermenistan ve İsrail ile komşu olacak Devlet kurmak isteyen, Ecdadımızı aslı astarı olmadığı halde “Soykırım” yapmakla suçlayarak Ermeni aşkını açığa vuranlarla “İttifak” kuranların kimler olduğunu yeniden düşünmesini ve ondan sonra “MİLLİYETÇİ” olup olmadığını sorgulamasını,

 

Bir diğer tavsiyem

Altmış yıldan beri emek verdikleri ve “Dizayn” ettikleri “FETÖ” Terör Örgütü emeline ulaşabilseydi, Türkiye’mizi kaç parçaya böleceklerini, parçaların nasıl dağıtılacağını, kalanının da acaba ABD’nin eyaleti haline getirilip getirilmeyeceğini bir kez daha değerlendirmesini,

 

 Son olarak söyleyeceklerime gelince;

Daha öncesine gitmeden, Malazgirt’ten sonra ve bundan yüz yıl öncesine kadar dünyanın en önemli, stratejik ve yeraltı ile üstü zenginliklerle dolu bir coğrafyaya hükmettiğimizi, son bin yıllık tarihi “Dizayn” eden bir millet olduğumuzu, Ülkemizin, Milletimizin ve Devletimizin bölgemizde ve dünyada ulaşmak istediği hedeflerini görenlerin kurdukları tuzakları da görmesini, değerlendirmesini ve suçlamalarını da buna göre yapmasını hatırlatmak isterim.

 

Herkese tekrar hayırlı Ramazanlar diliyor, kalın sağlıcakla diyorum.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.